Aziz Efendi takvim yapraklarından, gazetelerin cuma sayfalarından, dükkana gelip giden müşterilerden, radyodan öğrendiklerini biriktirmiş, gelin arabaları gibi, bezler bağlanan dilek ağaçları gibi karmakarışık bir kültür edinmişti kendisine.
Terleyenler, saçı başı yağlı çörek gibi olanlar, evinde hanımı, dışarıda ahbabı bayram etsin isteyenler, eniğinden büyüğüne kim varsa, ama kim… Herkes güzel kokmalıdır.
Yaramı gösterir gibi, beni anla aslanım, dedim. Ense o zaman büyüdü de büyüdü. Biz anlarız sevda çekenin halinden dedi. Güleceğim, çocuk bozulacak. Gülemedim, anla aslanım dedim, beni bari sen anla.
Her şeyi bilen ben.
Müşteriyi seçen ben.
Alan, satan, veren ben… Handan’ı görünce ne edeceğimi bilemedim. Handan dedim durdum. Handan dedim kaldım. Bir adım atamadım. Öteye gidemedim. Beriye gelemedim. Handan dedim. İsminiz ne güzelmiş diyemedim. Handan dedim, gözleriniz ne yeşilmiş diyemedim.