Dini dogmaların kutsallığına körü körüne inanmaktan kendimizi büyük ölçüde kurtardık ama bu inanç tarzı bilimsel kuramın kutsallığı kılığında yeniden hortladı.
Yaşam, evrilmek ve zenginleşmek için, tüm potansiyelini gerçekleştirebilmek için başka yaşamlarla dinamik etkileşimlere girmek durumundadır. John Donne tüm bilgeliğiyle, “Hiç kimse bir ada değildir.” demişti, haklıydı da çünkü çok çeşitli nedenlerle insanlar başka insanlara ihtiyaç duyar.
İçimizde yasaklar, yetersizlikler ya da sınırlamaları aşacak bir beceri bulunuyor, bu beceri sayesinde henüz tam anlamıyla ulaşamadığımız hayati bir uyumlanma ruhuna sahibiz.
Evrim sürecinin bilinçlerimizin gelişimine uyarlanabileceğini ve birçok hayat daha yaşayabileceğimizi bilmek, kim olduğumuz ve niçin burada bulunduğumuz sorusuna daha da derin bir anlam kazandırıyor.