Felsefeci Henryk Skolimowski’nin dediği gibi, “Biz evrenin kendi üzerine tefekküre daldığı gözleriyiz. Biz insanı evrene ait kılıyoruz.” Kendini bilmek, zihinsel gelişimde zirvesine ulaşmış hisseden varlıklara has bir özelliktir.
Uzam, insan tahayyülünün ve popüler kültürel imgelerin bizi inandırmaya çalıştığı gibi engin bir boşluk değildir. Burası dalgalanmalar ve titreşimlerle kaplı, dinamik şekilde iç içe geçmiş bir alandır. Sadece, bu titreşim akışları genellikle bize madde formunda gözükmektedir.