Ben ne kızılım,ne kara, ne ak, ne sarı.
Ben ne Yahudiyim, ne Hristiyan, ne Müslüman, ne Mormon'um.
Ben biyolojik ve kültürel bir melezim;
tüm toplumsal sınıfların, ırkların ve ulusların kültürel ve fiziksel bir ürünü olduğum için gurur duyuyorum.
Beni saran geceden başka
Kapkaradır o çukurda baştan başa
Hangi tanrılar bahşetmişse bana
Şükrederim yenilmez ruhum için onlara
Kötü şartlarda olsam bile
Ne korktum, ne de ağladım kimselere
Kaderin pervasız darbelerinde bile
Kana bulansa da başım, eğilmedi asla
Bu gazap ve gözyaşı ülkesinin ötesinde
Görünmez gölgelerin dehşetinden başka bir şey
Ve beni bulur o senelerin tehdidi
Bulacaktır da korkusuz
Kapı ne kadar dar olsa da
Cezalarım ne kadar ağır olsa da
Kaderimin efendisi benim
Ruhumun kaptanı benim
''SEN KENDİ KENDİNİ PRANGAYA VURUYORSUN. kendi tutsaklığının tek ve biricik sorumlusu, yine sensin. Sen ve başka hiç kimse değil. Ben sana ne diyorum: Senin tek kurtarıcın, yine sen kendin!'''
''Sen sıradan ve küçük bir insansın! Bu iki sözcüğün çift anlamını iyi düşün, ''küçük'' ve ''sıradan''...
Kaçma. Kendine bakmak yürekliliğini göster! ''Hangi hakla bana ders vermeye kalkışıyorsunuz?'' Korkulu bakışında bu sorunun doğduğunu görüyorum, küçük adam! Sen kendine bakmaktan, eleştiriden korkuyorsun, küçük adam, sana söz verilen güçten korktuğun gibi.