Daha fazla dayanamayıp çocuk gibi ağlamaya başladı. Kendi çaresizliğine, korkunç yalnızlığına, insanların acımasızlığına, Tanrı’nın acımasızlığına, ola ki Tanrı’nın yokluğuna ağlıyordu.
Çevresindeki insanlar bunu anlamıyorlar ya da anlamak istemiyorlardı, dünyada her şeyin eskisi gibi sürdüğünü düşünüyorlardı. İvan İlyiç’e asıl ıstırap çektiren buydu.