Bu iyi çalışmış ellerim, deniz ve dağ arasında,
arzularımı basıyor yarama
tanıdık bir kabuk, güneyde yakışmış şiirin tortusu,
bağlıyor beni hayata
ben uzun, sürekli çirkin, ben!
çantamda bir kitap var
-yokluğum anca bu kadar!
dolaşıp duruyorum, bir harf konacak da dudaklarıma,
tut'un beni diyeceğim. tut'un ucumdan
ve tutacak'sınız
-ilahi ben
İyi mi derinliğim! boyun ölçülüp yaşım öğrenildi,
yetiyordum ölmeye. kan alındı, tadına baktı biri -parmağıyla!
yaşamaya dayanır mı diye soruldu, evet, dedi yaşayabilir.
-hangi yaşamak'tı o? hazırlıklı değilim, yumuşak bir ihtimaldim sadece
tam vaktiydi ama başkalarına benzemenin -bunu biliyorlardı.
korkunç yanılgıların, gülmenin sıraya girmiş tabut
taşıyıcılarına
ve bitkileri koparmanın; kimlerin baktığıydı kuruttuğum.
çünkü bahçelerde ürkek
ve çabucak ölen
bir tavşanın uzaklığına benziyordu herkes
bunları anlatmış değil miydim niye şaşırıyorsunuz?