Nedir yaşayabildiğiniz en büyük şey? Büyük aşağılamanın, o büyük küçümsemenin saatidir. Mutluluğunuzdan bile tiksindiğiniz saat, aynı şekilde aklınızdan ve erdeminizde.
"Ne önemi var ki benim mutluluğumun? Yoksulluktan, pislikten ve sefil bir huzurdan ibarettir o. Oysa benim mutluluğum, varoluşun kendisini haklı çıkarmalı!" dediğiniz vakit.
"Ne önemi var ki benim aklımın? Bir aslanın yiyeceğini araması gibi arıyormu ki bilgiyi? Yoksulluktan, pislikten ve sefil bir huzurdan başka bir şey değildir o!" dediğiniz vakit.
"Ne önemi var ki benim erdemimin! Henüz öfkelendirmedi beni. Ne kadar usandım kendi iyimden ve kötümden. Yoksulluktan, pislikten ve sefil bir huzurdan başka bir şey değildir bütün bunlar!" dediğiniz vakit.
"Ne önemi var ki benim adaletimin? Bakıyorum da, ne kor bir ateşim ben, ne de kömür. Oysa köz ve kömürdür adil olan!" dediğiniz vakit.
"Ne önemi var ki benim merhametimin? Merhamet insanları sevenin gerileceği çarmıh değil midir? Oysa benim merhametim çarmıha germe değildir!" dediğiniz vakit
Hiç böyle konuştunuz mu? Hiç böyle haykırdınız mı? Ah, bir kez duysaydım böyle haykırdığınızı!
Bir osmanlı hanımefendisi, o yalının sahibesi "Kızım, gel bak bir otur yanıma, sana bir şey söyleyeceğim!" demişti. Sanki ilham gelmiş gibi. "Biliyor musun, hayat bitti zannedersin, yeniden başlar, bitti zannedersin yeniden başlar." Çok güzel değil mi? Benim hayatım defalarca bitti zannettim ve hep yeniden başladı. Bu böyle bir şey...