"Reklam veren kuruluşların televizyon programcılığı üzerindeki gücü şu yalın gerçeklikten kaynaklanır: Programları satın alırlar ve parasını öderler; onlar medyaya parasal destek sağlayan 'patronlardır.'"
"...Eğer güçlüler söylemin öncüllerini belirleyebiliyor, sıradan yurttaşların neleri görmesine, duymasına ve düşünmesine izin verilip verilmeyeceğini kararlaştırabiliyor ve düzenli propaganda kampanyalarıyla kamuoyunu "yönlendirebiliyorlarsa," sistemin nasıl çalıştığına ilişkin standart görüşle gerçeklik arasında ciddi bir uyuşmazlık olacaktır."
"Halk medya üzerinde bir egemenliğe sahip değildir; nelerin sunulacağına reklam arayışında olan patronlar ve yöneticiler karar verir; halk ise bunlar arasından seçim yapmak zorunda kalır."