Eyüp Beyhan

Ben Emekçiyim
Ben emekçiyim… Anlamam “proletarya” tanımınızı, bilmem “prekarya” sınıfınızı. Ne alt, ne üst sınıfım. Kırdım prangaları, kırdım düğmelerini giydirilmiş deli gömleğinin. ... ... Eyüp Beyhan #Şiir devamını okumak ve dinlemek mümkün
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sen
... ... Ve sen, Aldırış etme onlara, Onlar “kapandı” der, sen açılacak bir yol olursun. Onlar “bitti” der, sen başlangıcın adını koyarsın. Onlar “battı” der, sen küllerinden doğrulan ateşi gösterirsin. Onlar “düştü” der, sen yerden değil, yeniden ayağa kalkışından tanınırsın. (Eyüp Beyhan/2023) Şiirin tamamına ulaşmak mümkün...
Şiir
SUMUD
... ... Abluka bir sınır değil, zamanın boğazına geçirilmiş ince bir ilmik. Sumud işte bu: Yıkımın ortasında “buradayım” demek ve bu çağda en büyük devrim, alışılmış çaresizlik putunu devirmek. ... ... Şiirin Devamı Okumak ve Dinlemek mümkün...
Şiir
Edebiyatta Ankara: Bir şehrin edebî yolculuğu
“Bozkırın kalbinde vakur bir sükût gibi, Taşında Selçuklu, ruhunda devlet gizli; Rüzgârı maziden esen bir dua gibi, Ulu devletin başkenti, her adımda belli.” * E.B Şehir, insanın zamanı taşa, sokağa ve hatıraya dönüştürdüğü büyük bir medeniyettir. Bir yanda kalabalığın sesi, öte yanda insanın kendini aradığı derin bir aynadır. Ankara ise bunların ötesinde, birikmiş zamanın ağır sessizliğiyle kurulan bir şehirdir. İlk bakışta sade, hatta sıradan görünen bu bozkır başkenti, aslında binlerce yılın izlerini katman katman içinde saklayan derin bir hafıza mekânıdır. Bu nedenle Ankara’yı anlamak, yalnızca bugünün caddelerinde dolaşmakla değil, geçmişin izlerini taşıyan suskun taşları dinlemekle mümkündür. Yazının Devamını okumak için ankaraedebiyat.com.tr/edebiyatta-anka...
Edebiyat
Fatih ve fetih ruhunu kuşanmak
Fetih ruhu, milletleri ayakta tutan en büyük manevi kuvvetlerden biridir. İslam medeniyetinde bu ruh, birlik, kardeşlik ve Allah rızası için mücadele etme şuuruyla nesilden nesile taşınmıştır. Tarih boyunca milletimize güç veren de işte bu ortak inanç ve beraberlik duygusu olmuştur. Mehmet Akif’in dediği gibi: “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez; Toplu vurdukça gönüller, onu top sindiremez.” İnsanlık tarihine baktığımızda bazı zaferler vardır ki yalnızca şehirleri değil, çağları değiştirir. İstanbul’un fethi işte böylesine büyük bir hadisedir. Çünkü İstanbul’un fethi, kuru bir askerî başarı değil, imanla yoğrulmuş bir medeniyet tasavvurunun tarihe mühür vurmasıdır. Bir sabah yalnızca Bizans surları yıkılmadı. Aynı zamanda karanlık bir çağ kapandı, yeni bir çağ açıldı. Ancak bu büyük zaferin asıl manası topların gürültüsünde değil, Fatih Sultan Mehmed Han’ın gönlünde taşıdığı fetih ruhundadır. Zira fetih, sadece bir toprağı almak değildir. Fetih, insan ile hakikat arasındaki engelleri kaldırmaktır. Gönülleri adaletle buluşturmaktır. İnsanı zulmün karanlığından çıkarıp merhametin aydınlığına taşımaktır. Bu sebeple İslam medeniyetinde fetih kelimesi ile işgal kelimesi hiçbir zaman aynı anlamı taşımamıştır. Nitekim tarihte nice hükümdarlar büyük ordularla şehirler ele geçirmiştir. Fakat hiçbiri “Fatih” unvanıyla anılmamıştır. Çünkü kan dökerek hükmetmek başka, gönüller fethederek medeniyet kurmak başkadır. Atilla’nın, Cengiz’in, Hulâgû’nun seferleri korku bırakırken, Fatih’in İstanbul’u, insanlığa umut bırakmıştır. Fatih Sultan Mehmed’i “Fatih” yapan şey yalnızca İstanbul’u alması değil, İstanbul’a bir ruh vermesidir. yazının tamamını okumak için ankaraedebiyat.com.tr/fatih-ve-fetih-...
Duygu ve Düşünce