"Bu sözleri duyunca duygulandım birden, ne diyeceğimi bilemeden, usulca yutkundum. İçimden kalkıp babama sarılmak geçti aslında ama yapamadım bunu, baktım sadece. O da bana baktı gözlerini hiç kırpmadan. O an, birbirimize bakışlarımızla sarıldık sanki."
"Sandalyeyi tuttuğum için o sırada ben onun arkasında dikiliyor ve bu nedenle yüzünü göremiyordum ama yeşil yeşil dökülen gözyaşlarını görüyordum. Her damla benim içime düşüyordu çünkü."
"Annem, aloo, n'apıyorsun oğlum, iyi misin, dedi yeniden.
Yeryüzünün bu saatinde iyi olmak mümkün mü, bok gibiydim anne, hatta boktan bile beterim diyemedim tabii ona; güclü görünmeye çalışdıkça zayıflayan kuru bir sesle, iyiyim anne, iyiyim, siz nasılsınız, dedim"