Brotteaux:
"Ya Brissot, ya Danten, ya Marat, daha yüzlercesi..Bunlara ne buyrulur Peder?"
*Bayım, bunlar laik kişilerdir. Bu konuda laikler, din adamları kadar sorumlu sayılmazlar. Yaptıkları kötülükler din adamlarınki kadar büyük olamaz. Çünkü suçları evrensel sayılmaz.”
tutumuna ne dersiniz?"
"Peder, ya sizin Tanrınız? Onun şu Devrim karşısındaki
"Ne demek istediğini anlayamıyorum bayım."
"Öyleyse açıklayayım. Epicure şöyle der: "Tanrı ya kötülüğü önlemek istediği hâlde önleyemez ya da kötülüğü önleyebiligi hâlde önlemek istemez; ya kötülüğü, ne önleyebilir, ne de önlemek ister, yada kötülüğü önlemek ister ve önleyebilir. Eğer istiyor da önlemiyorsa güçsüz demektir. Şayet yapabiliyor da istemiyorsa ahlâkı bozuk demektir. İsti-yor ve yapabiliyorsa, kütülüğü neden önlemiyor, peder?"
Brotteaux papaza keyifli keyifli bakarken, beriki yanıt verdi.
"Yanılıyorsunuz bayım. Ortaya çıkardığınız şu anlaşmazlıktan, daha bayağı bir şey olamaz. İnançsızlığın kanıtları incelediğinde, karıncaların birkaç ot parçasıyla dağlardan inen sele karşı bir set çekmeleri gözümün önüne geliyor.
Hos görünüze sığınarak sizinle tartışmayacağım. Bunun bana ilişkin birçok nedeni olduğu gibi, yeterince zekâya da sahip değilim. Üstelik, kanıtlarınızın yanıtlarını Rahip Guenee'nin ve daha birçoklarının yapıtlarında bulabilirsiniz. Epicure'den aktardığınız şeyler bir budalalıktır. Çünkü bu düşüncelerde Tanrı, sanki bir insanmış ve insanlardaki ahlâk anlayışına göre davranıyormuş gibi yargıda bulunulmaktadır. İşte bayım, ta Celse'den Bayle'e ve Voltair'e gelinceye kadar inançsızlar, aptalları hep buna benzer paradokslarla kandırmışlardır."
"Peder, görüyorsunuz ya! Inancınız sizi nerelere sürüklüyor. Bütün gerçeği kendi teolojinizde bulamamaktan memnun olmakla birlikte, sizin gibi düşünmeyen büyük