Serhat ATLI

Serhat ATLI
@ez_serhat
Meraklı bir okur, şair…
Talebe
İlahiyat Fakültesi
Hakkâri
2 Şubat 2004
54 okur puanı
Ocak 2025 tarihinde katıldı
Brotteaux: "Ya Brissot, ya Danten, ya Marat, daha yüzlercesi..Bunlara ne buyrulur Peder?" *Bayım, bunlar laik kişilerdir. Bu konuda laikler, din adamları kadar sorumlu sayılmazlar. Yaptıkları kötülükler din adamlarınki kadar büyük olamaz. Çünkü suçları evrensel sayılmaz.” tutumuna ne dersiniz?" "Peder, ya sizin Tanrınız? Onun şu Devrim karşısındaki "Ne demek istediğini anlayamıyorum bayım." "Öyleyse açıklayayım. Epicure şöyle der: "Tanrı ya kötülüğü önlemek istediği hâlde önleyemez ya da kötülüğü önleyebiligi hâlde önlemek istemez; ya kötülüğü, ne önleyebilir, ne de önlemek ister, yada kötülüğü önlemek ister ve önleyebilir. Eğer istiyor da önlemiyorsa güçsüz demektir. Şayet yapabiliyor da istemiyorsa ahlâkı bozuk demektir. İsti-yor ve yapabiliyorsa, kütülüğü neden önlemiyor, peder?" Brotteaux papaza keyifli keyifli bakarken, beriki yanıt verdi. "Yanılıyorsunuz bayım. Ortaya çıkardığınız şu anlaşmazlıktan, daha bayağı bir şey olamaz. İnançsızlığın kanıtları incelediğinde, karıncaların birkaç ot parçasıyla dağlardan inen sele karşı bir set çekmeleri gözümün önüne geliyor. Hos görünüze sığınarak sizinle tartışmayacağım. Bunun bana ilişkin birçok nedeni olduğu gibi, yeterince zekâya da sahip değilim. Üstelik, kanıtlarınızın yanıtlarını Rahip Guenee'nin ve daha birçoklarının yapıtlarında bulabilirsiniz. Epicure'den aktardığınız şeyler bir budalalıktır. Çünkü bu düşüncelerde Tanrı, sanki bir insanmış ve insanlardaki ahlâk anlayışına göre davranıyormuş gibi yargıda bulunulmaktadır. İşte bayım, ta Celse'den Bayle'e ve Voltair'e gelinceye kadar inançsızlar, aptalları hep buna benzer paradokslarla kandırmışlardır." "Peder, görüyorsunuz ya! Inancınız sizi nerelere sürüklüyor. Bütün gerçeği kendi teolojinizde bulamamaktan memnun olmakla birlikte, sizin gibi düşünmeyen büyük
Sayfa 188·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tavan arasındaki odasına geldiğinde, Barnabitte papazını elinde Incille buldu. Masayı özenle temizledikten sonra boyaları, avadanlıkları ve gerekli malzemeleri koydu. Sonra papaza dönerek: "Peder!" dedi. "Eğer bu uğraşı, kutsal niteliğinize aykırı düşmezse, kuklaları yaparken lütfen bana yardım edin. Joly adında biri, bu sabah oldukça yüklü bir sipariş verdi. Ben bitirdiğim şu kuklaları boyarken, siz de şu kalıplara göre kol, bacak ve gövdeleri kesip hazırlarsanız, bana büyük bir yardımda bulunmuş olursunuz. Bu kalıplardan daha iyisini bulamazsınız. Bunlar Naffeau ve Boucher'in resimlerine göre ha-zırlanmıştır." “Doğrusu, sanırım Watteau ve Boucher'nin elleri böylesi değersiz şeylere sanırım pek yatkındı. Yalnızca böyle günahsız kuklalar yapmış olsalardı, kendi onurları için çok daha iyi olurdu. Size yardım etmek bana mutluluk verir, ama korkarım bu işi becerecek kadar usta değildir ellerim."
Sayfa 185·Kitabı okudu
Papaz Longuemare: Bu bilge kişi, doğa kuvvetlerinin oyuncağı olan zavallı insanların bir bölümünün çok kez anlamsız ve üzücü durumlara düşmesine şaşmıyordu. Ama devrimcilerin öteki insanlardan daha kötü ve daha budala olduğunu sanarak bu noktada yanılıp ülkücülüğe saplanıyordu. Bununla birlikte hiç kötümser değildi ve yaşantının büsbütün kötü bir şey olduğunu düşünemiyordu. Doğanın birçok yanlarına, özellikle göksel mekanik ve maddesel aşka hayrandı. Korkuların ve arzuların sürgün edileceği yakın bir geleceği bekleyerek günlük işlerle oyalanıyordu. Özenle birkaç kukla boyadı ve Thevinin'e benzeyen bir de Zerline yaptı. Thevinin'den hoşlanıyor Epicure'cü felsefesiyle onu birleştiren parçacıkların düzenini övüyordu. Bu işler papazın dönüşüne kadar onu oyaladı. Papaz'a kapıyı açarken: "Peder!" dedi. "Yemeğimiz pek öyle ahım şahım değil demiştim, azıcık kestane çorbasından başka bir şeyimiz yok. Sanırım tadı da pek hoş değil." Peder Longuemare gülümseyerek: "Kestane çorbası ha!" diye bağırdı. "Bundan daha hoş yemek bulunsun sanmam. Benim babam, bayım, Limoj'lu yoksul bir soyluydu. Bütün malı mülkü yıkık bir güvercinlik, bakımsız bir bahçe, bir de küçük bir kestanelikti. Annem, babam ve on iki kardeş bu iri yeşil kestanelerle büyüdük. BöyLe olmakla birlikte hepimiz de güçlü ve gürbüz yetiştik. En küçükleri, en yaramazları bendim; babam şaka olsun diye, korsanlık yaptırmak için beni Amerika'ya göndermek gerekeceğini söylerdi... Aman ne güzel olmuş bu çorba bayım, mis gibi kokuyor! Bana annemin gülümseyerek oturduğu o güzelim çocukluk sofralarını anımsattı."
Sayfa 183·Kitabı okudu
Artık ne sevgilisi için, ne aşk, ne zafer için yaşamak istemiyordu.
Sayfa 180·Kitabı okudu
Başlarını yargıçlardan, cellatlardan kıskanan daha gururlu ve aceleci niceleri kendi yaşamlarına kendi elleriyle son veriyorlardı. Öldürmek tutkusunun karşısına ölmek tutkusu dikiliyordu.
Sayfa 180·Kitabı okudu