Dışarıda kalmak onu yormuştu, ama içeri girmeye hazır değildi. Yaşamda bu ikisinden başka bir seçenek gerçekten de yok muydu: İçerisi ya da dışarısı? İnsanların gidebileceği başka bir yer yok muydu?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gündüz gözü dünyayı unutup hayal kurmanın bedeli, her seferinde yaşanan bu dönüş ânıydı; var olanla, üstelik şu anda eskisinden de kötü görünenle yeniden buluşma ânı. Az önce, akla yatkın ayrıntlarla daha da zenginleşen hayali, gerçeğin kaskatı kütlesiyle karşılaşınca gelip geçici bir budalalık olup çıkmıştı. Geri dönmek zordu.
İnsanları mutsuz eden yalnızca habislik ve düzenbazlık değildi, kafa karışıklığı ve yanlış anlamaydı da; hepsinden çok da, diğer insanların da kendileri kadar gerçek olduğuna dair o yalın gerçeği kavrayamamaktı.
Baldan bozma aynanda talan yeri, yansın yüzüm
Sen rüzgâra sür, önce çatlasın sonra yansın yüzüm
Harlansın, soğumasın, kül olsun, yansın yüzüm
Tebessüm et, muhakkak söner ama şimdi yansın yüzüm
Bir yüzünde düğün vardı, bir yüzün bana düğüm
Bendim saçlarında tutuşmuş, gece gibi düğüm
Bir atın kanatlarıyım, ayaklarıma sözün düğüm
Benim köklerim, ayaklarının altında bir kördüğüm