Yüzlerce anı, binlerce kelime, birkaç bakış... Hepsi ürkek. Onu gerçekten tanıyan herkese karşı ürkek. Dışarıdan sağlam durmuş, sert durmuş diye gelen geçen basmak istemiş sanki üstüne; engel olmuş olabildiğine.
Kunt'a neden bu kısacık zamanda âşık olduğumu biliyordum. Çünkü annemin yıllar geçerken eksilttiği şefkat, abimin gittiğinde yok ettiği güven duygusu, babamın hiç olmayan ama hep hayalini kurduğum sarsılmaz gölgesi... Hepsi, bir yabancının avucunun içindeydi.
Beni şımartıp o zehirli hisle göklere çıkaranlar neden kanatlarımı kesip düşürdü bu şehrin ıslak, bozuk, sert asfaltına? Ben yürürdüm, emeklerdim geçerdim bir şekilde; şimdi bulutların üstünü gördüm, sokaklara ayak basmak istemiyorum.