Kesin olmayan ya da belirsiz sıkıntıların bütün hayatımızın huzurunu kaçırmaması için bunları ya hiç olmayacakmış ya da kesinlikle şimdi olmayacakmış gibi görmeye kendimizi alıştırmamız gerekir.
...bizden hiç eksik olmayan acıya daima ayrı bir dışsal neden, adeta bahane ararız; tıpkı efendi sahibi olmak için özgür insanın kendine put yaratması gibi.
Bizi sıkıştırıp boğan büyük endişenin yükü nihayet mutlu bir sonla üzerimizden kalktığında yerini tüm malzemesiyle önceden beri mevcut olan, bununla birlikte kapasitesi kalmadığı için endişe halini alarak bilince çıkamamış bir diğerinin aldığına ilişkin gözlem de bunu doğrular; nitekim bu yeni endişe malzemesi de karanlıkta kalmış ve fark edilmemiş puslu bir karaltı olarak bilincin ufkunun en uç noktasında beklemiştir.
İnsan istemeyi aklından geçirmediği malların yokluğunu kesinlikle hissetmez, bunlar olmaksızın da tümüyle memnundur; öte yandan yüz kat daha fazlasına sahip bir başkası, istediği şey onda olmadığı için kendini mutsuz hisseder.
...doğamız gereği yeteneğimizin az olduğu şeyler için çaba harcamaktan bütünüyle ve kendimizi zapt ederek sakınacağız; beceremediğimiz şeyi denemekten kaçınacağız. Sadece bu noktaya ulaşan kişi her zaman tam bir dirayetle tamamen kendisi olur ve kendinden ne bekleyebileceğini bildiği için hayal kırıklığına uğramaz.