Hakikat şuydu; sevgi, insanın ulaşabileceği en yüksek ve en büyük hedefti. O anda, insan şiirinin, insan düşünce ve inancının ayırt ettiği en büyük sırra haiz oldum: İnsanın kurtuluşu sevgiyle ve sevgidedir. Elinde hiçbir şeyi kalmamış bir insanın dahi, kısacık bir an için bile olsa, sevdiğine ilişkin düşüncelerden nasıl mutluluk duyabileceğini anladım.
..fakat aniden kafama iki sert darbe aldım ancak ondan sonra sopasıyla hemen yanımda duran gardiyanı fark ettim. Böyle bir durumda en çok acıtan fiziksel acıdan ziyade (bu yetişkinler kadar, dayakla cezalandırılan çocuklar için de böyledir) bu adaletsizlikten kaynaklanan zihinsel acıydı.
Garip bir şekilde böyle durumlarda iz bırakmayan bir darbe, başka bir durumda iz bırakan bir darbeden daha çok acıtabilir.
Umarsızlık (apati), yani duyguların körleşmesi ve kişinin artık hiçbir şey umurunda değilmiş gibi hissetmesi tutsağın psikolojik tepkilerinin ikinci evresinde ortaya çıkan bir belirtiydi..