F

F
@f1000kitap
85 okur puanı
Aralık 2016 tarihinde katıldı
Puan vermedi·282 syf.·
2022 19. kitabı
Matt Haig çoğunlukla yazmış olduğu çocuk kitaplarıyla meşhur olan bir İngiliz yazar. Bu romanında da adeta çocuk kitabı yazıyor havasını yansıtmış. Kitap, Nora karakterinin hayatla bağını koparmaya karar verdiği an kendini gece yarısı bir kütüphanede bulmasıyla başlıyor. Bu kütüphane Nora’nın hayatındaki tüm olasılıkları içeren kitaplarla dolu. Hayatında keşke dediği her anını yaşama fırsatı sunan bu kütüphanede Nora’nın hayatına konuk oluyoruz. Nora özel ilişkileri, kedisi, abisi, ailesi ve hayalleri ile ilgili içinde kalan tüm hayatlara yolculuk ediyor. Bazı hayatlarda mutlu olacağını düşünerek farklı hayal kırıklıkları olduğuna şahit oluyor, bazı hayatlarda tahmin ettiğinden çok daha mutlu olduğunu görüyor. Geçmişe takılı kalıp yaşayarak, sürekli kendini suçlayarak bu hayatta hiçbir yol katedemediğini düşünen Nora için kütüphanedeki kitaplar tam bir ders niteliğinde oluyor. Kitap kapağı bence çocuk kitabı izlenimi yaratıyor. Kitap çok sade bir dille yazılmış, tüm kesimden okuyuculara hitap ediyor. Akıcı, sürükleyici, kitabın dilinden ya da anlatımından ziyade konusu çok akıcı bir şekilde ilerliyor. Kitabı çok beğenen okurlar olmasının yanında bir o kadar da beğenmeyen okurlar var. Kitabın anlatımında bir kopukluk yok ama metinler arası doldurulamayan yerler var. Kitabı edebi olarak değil ama konusu bakımından değerlendirecek olursam, evet beğendim. Hayatımızda yaşamak isteyip yaşayamadığımız, yaşasaydık nasıl olurdu diye düşündüğümüz, keşke dediğimiz ya da keşke demesek bile seçtiğimiz her yolun bize farklı hayatlar sunduğu ve sonsuz olasılık içeren bu hayatları düşünmek bile bana hayatımı sorgulamam için yetti. Sanırım kitabın sürükleyiciliği buradan kaynaklanıyor. Çünkü her hayatta acaba Nora bu hayatını sevecek mi diye düşünmeden edemedim. Belki de bir umuttu
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598bin okunma
Reklam
Lütfen kitabı bitirdikten sonra incelemeyi okuyunuz.
9/10
·479 syf.·
2023 2. kitabı
Kün yani Arapça dilinde ‘Ol!’ kitabın içeriğini çok manidar yansıtan bir kitap adı olsa gerek. Sezgin Kaymaz bu romanında Ömer adında küçük bir çocuğun etrafında gelişen olayları okuyucuya din, aile, memleket, zorbalık, hayvanlar, ölüler ve diriler gibi birçok yönden yaklaşarak aktarıyor. Hüdai Ağa, Muzaffer hoca, Çeto, Aşut, Şeref, Hacı Naci Kalaycı, Menderes hepsi de romanın nev-i şahsına münhasır karakterlerini oluşturuyorlar. Roman çoğunluğu Konya olmak üzere Konya ve Ankara illerinde geçiyor. Konya ağzının hakim olduğu romanda karakterlerin günlük konuşmaları, alışkanlıkları, hareketleri tüm doğallığıyla okuyucuya sunuluyor. Hüdai Ağa, aslen babası olmadığı halde Gülsüm’ü kendi kızı gibi severken, diğer yandan Şeref kendi çocuğu Ömer’i sadece dövmekle kalmayıp aç, susuz da bırakıyor. Ebeveynlik sadece çocuğu doğurarak onun üzerinde söz hakkı sahibi olmak mıdır? Babalık ya da annelik sadece biyolojik bir olgu mudur? Çocukları bu dünyaya getirdikten sonra hayata olan sinirlerini onlardan çıkartmak, eziyet etmek, dövmek, hor görmek ya da sadece psikolojik olarak onları görmezlikten gelmek, yok saymak gibi yıpratıcı, üzücü ve çocuk üzerinde hayatının sonuna kadar travma oluşturacak davranışlar sergilemek yerine onları sadece sevseler çok daha psikolojisi sağlam çocuklar yetişecek. Çünkü dünyayı sevginin kurtaracağına inanıyorum. Rüyasının üzerine kapısında bulduğu sarı saçlı, siyah gözlü Ömer’i kendine emanet kabul eden Hüdai Ağa, sevgisiyle ve merhametiyle hepimize örnek oluyor. Romandaki en sevdiğim karakter olan Çeto, konuşabilen köpek ama sadece bazı insanlarla iletişim kurabiliyor; Ömer ve Hüdai Ağa. Yazarın hayvan sevgisini çok güzel işlediği bu romanda köpeklerin içimizi ısıtan hareketleri, gerçek hayatta köpekler aslında bizimle konuşuyorlar dedirten
KünSezgin Kaymaz · İletişim Yayınevi · 20231,728 okunma