Kün yani Arapça dilinde ‘Ol!’ kitabın içeriğini çok manidar yansıtan bir kitap adı olsa gerek. Sezgin Kaymaz bu romanında Ömer adında küçük bir çocuğun etrafında gelişen olayları okuyucuya din, aile, memleket, zorbalık, hayvanlar, ölüler ve diriler gibi birçok yönden yaklaşarak aktarıyor. Hüdai Ağa, Muzaffer hoca, Çeto, Aşut, Şeref, Hacı Naci Kalaycı, Menderes hepsi de romanın nev-i şahsına münhasır karakterlerini oluşturuyorlar. Roman çoğunluğu Konya olmak üzere Konya ve Ankara illerinde geçiyor. Konya ağzının hakim olduğu romanda karakterlerin günlük konuşmaları, alışkanlıkları, hareketleri tüm doğallığıyla okuyucuya sunuluyor. Hüdai Ağa, aslen babası olmadığı halde Gülsüm’ü kendi kızı gibi severken, diğer yandan Şeref kendi çocuğu Ömer’i sadece dövmekle kalmayıp aç, susuz da bırakıyor. Ebeveynlik sadece çocuğu doğurarak onun üzerinde söz hakkı sahibi olmak mıdır? Babalık ya da annelik sadece biyolojik bir olgu mudur? Çocukları bu dünyaya getirdikten sonra hayata olan sinirlerini onlardan çıkartmak, eziyet etmek, dövmek, hor görmek ya da sadece psikolojik olarak onları görmezlikten gelmek, yok saymak gibi yıpratıcı, üzücü ve çocuk üzerinde hayatının sonuna kadar travma oluşturacak davranışlar sergilemek yerine onları sadece sevseler çok daha psikolojisi sağlam çocuklar yetişecek. Çünkü dünyayı sevginin kurtaracağına inanıyorum.
Rüyasının üzerine kapısında bulduğu sarı saçlı, siyah gözlü Ömer’i kendine emanet kabul eden Hüdai Ağa, sevgisiyle ve merhametiyle hepimize örnek oluyor. Romandaki en sevdiğim karakter olan Çeto, konuşabilen köpek ama sadece bazı insanlarla iletişim kurabiliyor; Ömer ve Hüdai Ağa. Yazarın hayvan sevgisini çok güzel işlediği bu romanda köpeklerin içimizi ısıtan hareketleri, gerçek hayatta köpekler aslında bizimle konuşuyorlar dedirten