Feyzullah

Kahneman’ın sunduğu şekli tartışmalı olsa da, bir "otomatik sistem" ve bir de "düşünme modu" olduğunu varsayalım. Bunlara "I. Sistem" ve "II. Sistem" denir. Gün içinde çoğu şeyi otomatik sistemle gerçekleştiririz. Örneğin, pijamalarınızı giymek ya da araba kullanmak üzerine düşünmezsiniz. Düşünmek, gün içinde ara sıra yaptığınız bir eylemdir. Dahası, düşünmek otomatik süreci aksatır. Elinizde bardak taşıdığınızı düşünürseniz suyu dökersiniz. Dikkatimizi ne yaptığımız üzerine düşünmeye verdiğimiz olağan ve basit süreçlerimiz dahi aksar. Frikik kullanma tekniklerini belgesellerde anlatan oyuncuların, daha sonra daha kötü vuruşlar yaptığı gözlenmiştir. Prefrontal korteks bir sürece dahil olduğunda, devreler her zaman kolaylıkla geçtiği nöron yollarından akım geçirirken aksarlar.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sistem’i eleştiriyor olmamız, işlevsiz olduğu sonucunu çıkarmaz. Bu kitabı okuyan kişiler, durup düşünerek bireysel kararlarını alma yolundaki istisnai bireylerse bunu, toplumun geri kalanının ortalama ve rutin kararlar içinde yaşaması sayesinde başarabilirler. Herkesin bireysel karar aldığı bir toplum, tam bir kaosa sürüklenecektir.
Üniversite mezunu olamamış herkes kendi çocuğunun üniversiteye gitmesini amaçlayarak kendisi için hayallerinden vazgeçer, ömrünün kalanında bu amaç için çalışarak düzeni devam ettirir. Sistem, sanki hep varmış ve hep de olacakmış gibi normalleşmiştir. Spring: "70’lerden itibaren eğitimin ekonomik büyümenin anahtarı olduğu düşüncesinden hareketle kamusal okul sistemleri, piyasaya sürekli olarak itaatkâr işçiler yetiştirmek üzere ulus çapında sıkı bir sınav sistemi yürürlüğe koydular. Bütün dünyada öğrenciler yıllarını önlerine konulan her şeyi ezberleyerek, kolejlere ve daha iyi okullara girmek için yapılan sınavlara hazırlanarak harcıyorlar."
Ken Robinson şöyle der: "Endüstriyel üretim piyasa talebi ile ilgilidir. Talebin artması ya da düşmesine göre imalatçılar üretimi ayarlar. Endüstriyel ekonomilerde nispeten az sayıda idari ve profesyonel çalışanlara ihtiyaç duyulduğu için üniversiteye kabul edilen öğrencilerin sayısı çok sıkı denetleniyordu." ve ekler: "Endüstriyel süreçler, doğrusal, ham maddeler ardışık aşamalardan geçerek ürüne dönüşür ve bu ardışık aşamaların her biri diğerine geçerek test etme yöntemiyle açılan kapılar gibidir. Yaygın eğitim, ilkokuldan liseye ve liseden üniversiteye geçiş şeklinde aşamalı olarak tasarlanmıştır. Öğrenciler genellikle yaş gruplarına göre ayrılır ve doğum tarihlerine göre tanımlanan gruplar halinde sistem boyunca ilerlemektedirler."
İşletmeler, piyasanın taleplerine göre üretimde değişiklik yaparlar. Müfredatlar, açılıp kapanan bölümler, sıkışıp daralan sektörler ve kurumlara göre değişir, bireyin yeteneklerine göre değil. Artık şirketler neredeyse devletler kadar güçlüdür ve devletler sermayeyi kontrol edenler tarafından yönetilmektedir. Her çağın bireyleri o çağın ihtiyaçlarına göre eğitilir, kendi yeteneklerine ya da kendi isteklerine göre değil.
Sayfa 79