Romanda Oblomov kendi ülkesindeki toplumu yabancı bir gözle gözlemiştir. Oblomovda olaylar, ayrıntılarıyla verilir. Oblomov’un günlük yaptığı sıradan şeyler ayrıntılarına kadar anlatılır. Karakterin, oturdukları apartman dairesi bile ayrıntılarıyla bahsedilir.Eserde çok fazla detaycılık var bu okuyucuyu yorabilir.Oldukça kalın bir roman olan Oblomov, başta sizleri korkutsa da kaliteli çeviri ile zengin cümleleriyle çok değerli ve güzel bir kitap. Kitabın başından sonuna kadar olan ana fikir ise Oblomov’un insanları birer dert olarak görmesidir diyebiliriz. Yakin zamanda okuduğum ve etkisinden de uzun süre kurtulamadığım bir kitaptı.
“Sonsuz bir koşuşturma, yarış; bitmez, tükenmez pis, küçük ihtiras oyunları, özellikle açgözlülük, birbirinin tekerine taş koymalar, dedikodular, karalamalar, çelme takmalar, birbirine tepeden tırnağa ince ince bakmalar… Konuşmalarına kulak veriyorsun başın dönüyor, aptallaşıyorsun. İlk bakışta ne kadar zeki adamlar, meziyetleri yüzlerine yansımış dersin, ama onlardan yalnızca şöyle şeyler duyarsın; ‘Filanca adama şunu verdiler, falanca şurayı kiraladı, ‘ birisi, Yok canım! Neye karşılık? ‘ diye bağırır. ‘Filan kişi dün akşam kumarda kaybetti, falanca üç yüz bin aldı!’ Sıkıcı, sıkıcı, sıkıcı! Burada gerçek insan nerede? İnsanın bütünlüğü, bozulmamışlığı nerede kaldı? Nereye saklandı insan? Kendi meziyetlerini böyle ıvır zıvır için nasıl israf etti.” (sayfa 226)