…”osman, hilafeti sırasında tam 6 yıl ebû bekir ile ömer’in izinden giderek adalet be şeriat ile hükmetti; fakat sonra islam’ın yolundan ayrıldı. o günden itibaren aramızdaki birlik bağları gevşemeye başladı; herkes hilafet makamına göz dikti. sonra ali hilafet makamına geçti, fakat o da hak yolundan ayrıldı; çok geçmeden onun da islam’a kılavuzluk edebilecek vasıfta olmadığı anlaşıldı. onun ardından ebû süfyan’ın oğlu muâviye, o lanetli babanın lanetli evladı, resûl-i ekrem’in lanetine uğramış ve masumların kanlarını su gibi döken ve Allah’ın kullarını kendisine köle yapan, Allah’a ait servete el koyan, dinimize hıyanet eden, kadın düşkünü ve son nefesini verene kadar daima şehvetinin esiri olarak kalan muâviye başımıza geçti.
onun ardından oğlu yezîd hilafet makamına geçti. o yezîd ki sarhoştu, av peşinde koşmaktan, atmaca, pars ve maymun beslemekten başka bir şey bilmez ve cenâb-ı Allah’ın kitabına değil de büyücülere danışırdı. o da son nefesini verene kadar daima şehvetinin kurbanı oldu. Allah’ın laneti ve cezası onun üzerine olsun!
onun da ardından mervan geldi. o mervan ki, resûl-i ekrem’in lanetlemiş olduğu bir babanın lanetli evladıydı ve bizzat resûl-i ekrem tarafından bedduaya uğramıştı. o mervan ki, kendi sefahatinin sefih dalgaları arasında boğuldu. cenâb-ı hakk’ın bütün laneti onun ve babalarının üzerine olsun. onun ardından da hilafet tahtına mervan’ın oğulları, Allah adına toplanmış mal, mülk ve servetin yiyicileri, Allah’ın kullarını kendilerine köle yapan o lanetli sülalenin evlatları geldi. ve bu kötü âdet bu şekilde devam etti, gitti. siz, ey resûl-i ekrem’in yolundan gidenler, sizler bunca yıldır ne kadar bedbaht yaşadınız, ne kadar mihnet çektiniz, sizlerin elinizden tutan olmadı!”