Maura o anda gözlerinde baktığı Doug Comley'nin onu çok az insanın gördüğü şekilde gördüğünü hissetti. Koruyucu zırhının ardını, içindeki kadını görüyordu sanki. Kalbinin, kendisini götürebileceği yerlerden hep korkmuş bir kadını.
..."Bir düşüneyim" dedi.
Doug "Elbette" diyerek güldü. "Düşünmesen Maura Isles olmazdın zaten."
"Ben hiçbir şeyden pişmanlık duymadım."
"Evliliğinden bile mi?"
"Berbat evliliğimden bile. Her deneyimin, her yanlış kararın bize bir şeyler öğrettiğini inanıyorum. Bu yüzden hata yapmaktan korkmamalıyız. Ben bir şeylere balıklama dalmayı seviyorum ve bazen kendimi kaynar suyun içinde buluyorum. Ama sonunda her şey bir şekilde halloluyor."
"Ben öyle şeyler yapmazdım." Maura bir yudum şarap daha aldı. "En azından o zamanlar."
Adamın kaşları kalktı. "Şimdi yapar misin yani?"
"İnsanlar değişir Doug."
Bilim alanlarının hayata dair sorularla ilişkileri ne kadar azsa, verdikleri cevapları açık ve netti; öte yandan ne kadar hayatı açıklamaya çalışırlarsa, bir o kadar karmaşık ve itici bir hal alıyorlardı. Eğer bilim alanlarını bırakıp, sadece hayata dair sorularla ilgilenen; felsefe, psikoloji, biyoloji ve sosyolojiye bakacak olursak, çarpıcı bir düşünce yoksulluğu ve en büyük belirsizlikle karşılaşırız.