Fadime Filiz

Ne mutlu Türk’üm diyene!
Türk demek Türkçe demektir; ne mutlu Türk'üm diyene Mustafa Kemal Atatürk
Sayfa 197·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
When Harry Met Sally
Filmimiz Harry ile Sally 'nin New York'a birlikte gitmesiyle başlıyor. Ve kadınlarla erkekler arkadaş olabilir mi? sorusunun cevabını cevaplıyorlar. Yıllar geçiyor hayatlarına birileri giriyor. Ve tekrar yolları kesişiyor. Sally Harry ile arkadaşlığının tamamen bitmesinden korkarak ve yılbaşında yalnız kaldığı için yanına geldiğini düşünerek Harry'nin itirafına inanmaz. Ve filmin en sevilen repliği olan "Hava 20 dereceyken üşümeni seviyorum. bir buçuk saatte sandviç sipariş etmeni seviyorum. deliymişim gibi bakarken kaşını kıvırmanı seviyorum. seninle beraber olunca, giysime parfümünün sinmesini seviyorum. ve gece yatmadan önce konuştuğum en son insan olmanı seviyorum. ve yalnız olduğum için veya yılbaşı akşamı olduğu için değil. çünkü hayatının geri kalanını başka biriyle geçirmek istediğini anladığında, hayatının geri kalanının bir an önce başlamasını istiyorsun. anlıyor musun?" söyler. Tabi ki Sally'nin gönlünü fetheder, evlenirler. Mutlu Son...
Film
aftersun
Filmimiz Türkiye'ye gelen baba ve kızın tatilini anlatıyor. Tam olarak Calum için tatil olmuyor tabi. Film boyunca Calum'un kızı Sofia'ya yansıtmadan derin bir içsel çatışma ve depresyon halinde olduğunu görüyoruz. Filmde çoğu şeyin ucu açık bırakılmış. Calum intihar bile etmiş olabilir. Film aslında Sofia'nın çocukluğunda babasının kalan hatıralarını zihninde canlandırmasını anlatıyor. Babasına dair anıları hatırlarken genelde siyah ekran görüyoruz. Orada babasını tam hatırlayamıyor aslında, babasını çağrıştıran bir adamla babasının hatırlarını eşleştirmeye çalışıyor. Her ne kadar Calum içsel çatışma halinde olsa da iyi bir baba olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Benim için en güzel sahne baba kızın yemek yerken arkada Candan Erçetin'den Gamsız Hayat şarkısının çaldığı, fotoğraf çekinip sohbet ettikleri yer oldu. Şarkıyı öyle bi güzel söylemiş ki, o sahnede role sanki Candan Erçetin can vermiş. Sahneleri insana kendi hayatını sorgulatan, çok benzemese de NBC tadındaydı. Mesajları direkt vermeyip izleyicinin tamamlamasını istiyor. Adam bi' yerden tanıdık geliyordu meğer Hamnet filmindeki Shakespeare'i oynuyormuş. Ve sözlerimi Gamsız Hayat'ın sözleriyle bitirmek istiorum. "Çok mu dertsiz duruyorum uzaktan bakınca? Çok mu kalender sandınız dert etmeyince?"
Film
50 First Dates
Filmimiz Henry ile Lucy'nin adada bir kahvaltıcıda tanışmasıyla başlıyor. Diğer gün için sözleşip ayrılırlar fakat Lucy Henry'i tanımaz. Henry oradaki çalışandan öğrenir ki Lucy kaza geçirmiş sadece o kazadan önceki olayları hatırlar. Yeni tanıştığı insanları, yeni bilgileri beyni her gece sıfırlar. Babası Henry'i uyarmasına rağmen Lucy'i görmenin yollarını arar. Henry Lucy'nin ilacını çektiği kasetle her sabah ona geçmişini hatırlatmakla bulur. Lucy Henry' ye hayallerini yaşatamayacağı için ayrılmak istese de Henry bir çaresini bulup onunla evlenir ve çocuğu olur. Buradan da anlıyoruz ki seven insanın yapamayacağı hiçbir şey yok
Film
500 Days Of Summer
Tom ve Summer'ın hikayesini anlatıyor filmimizde. Asansörde Tom'un dinlediği ,benimde çok sevdiğim şarkı olan, There Is A Light That Never Goes Out şarkısını Summer'ın duymasıyla hikaye başlıyor. Tom Summer'ı hayatının aşkı olarak görse de Summer için durum tam tersi. Şimdi doğruları konuşmak gerekirse Summer'ın yaptığı çok büyük ayıp ama bazen de yaşadığımız kötü olaylar doğru yerde olmamıza vesile oluyor. Summer başkasıyla evlenmeseydi belki Tom istediği mesleği yapmamış, hayallerini hedeflerini gerçekleştirememiş belki de Summer'la mutlu olamayacaklardı. Hayatımızda da öyle bazen bizim istediklerimiz olmaz ama bizim için daha hayırlıdır. Ve Allah Bakara suresinde şöyle der; "Olur ki, bir şey hoşunuza gitmezken sizin için o hayırlı olur; ve olur ki bir şeyi sevdiğiniz halde o, hakkınızda şer olur. Allah bilir, siz bilmezsiniz."
Film