Onbaşı Halide Edib Adıvar tarafından Kurtuluş Savaşı'mızın sürdüğü yıllarda kaleme alınan Ateşten Gömlek, Kurtuluş Savaşı'mızı anlatan anlatan ve bu çağın ateşini fitilleyen ilk romandır. Özellikle Yakup Kadri'nin "Ben Ateşten Gömlek adında Anadolu'yu anlatan bir eser doğurmak istiyorum" deyişinden sonra Halide Edib biraz şakayla sonradan ciddileşecek bir mevzuya "Ben de bir Ateşten Gömlek yazacağım." der. Yakup Kadri "Yapmayınız, başka isim mi yoktu?" dese de nafile... İş işten geçmiştir artık. Öyle ki bu isim Halide Edib'i öyle derinden etkilemiş, öyle yazma iştahı uyandıran bir isim olmuştur ki esere bu ismi ben vermedim; bu isim, eseri kendi başına yazdı, kahramanlarını kendi kendine ortaya çıkardı diyordu. Hatta O bu durumu "Ankara'ya uzun bir izinle döndüğüm günlerde birdenbire eski zamanların roman yazmak hummasına tutuldum. Karşıma birden bire çıkan Peyamiler, İhsanlar, Ayşeler bir çocuk ısrarıyla hikâyelerine "Ateşten Gömlek" diyorlardı. Bu inatçı çocuklara bu ismi kullanmak doğru olmayacağını o kadar söyledim; o kadar başka isimler buldum; beni dinlemediler." sözleriyle açıklıyor... Halide Edib mektubunda, Yakup Kadri'den af isteyerek edebiyatımızda "iki tane Ateşten Gömlek olacak" dese de bu isimde bir eser Yakup Kadri tarafından ortaya konmamıştır...
Eser Ankara Cebeci Hastanesi'nden eski hariciye memuru, savaş sırasında subaylık yapan, Peyami'nin ağzından bizlere iletilmektedir. Peyami Kurtuluş Mücadelemiz esnasında iki bacağını kaybetmiş, kafasında bir kurşunla ameliyat edilmeyi beklemektedir. Bu bekleyiş oldukça güç bir hâldir ki beynini kemiren hatıraları yazmaya koyulur. Bu noktadan sonra günlükler şeklinde ilerleyen bir sürü yazıyla bizlere mücadelenin ruhunu anlatır. Eserimizde göze çarpan üç kişi var; Peyami, İhsan, Cemal ve Ayşe.
Ayşe geçmişte
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,3bin okunma
O, İhsan’a İzmir’e girerse evleneceğini söylemişti. Yoksa İhsan’ı sevmemişti. Ben biliyorum. O kimseyi sevmemişti. Yalnız İzmir’e girecek adamı sevecekti.