Faik Kıvrak

Faik Kıvrak
@faikkivrak48
kişisel arşiv
Türkçe Öğretmeni
Hacettepe Ü.
21 okur puanı
Şubat 2025 tarihinde katıldı
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2025 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2025 00:00
Onbaşı Halide Edib Adıvar tarafından Kurtuluş Savaşı'mızın sürdüğü yıllarda kaleme alınan Ateşten Gömlek, Kurtuluş Savaşı'mızı anlatan anlatan ve bu çağın ateşini fitilleyen ilk romandır. Özellikle Yakup Kadri'nin "Ben Ateşten Gömlek adında Anadolu'yu anlatan bir eser doğurmak istiyorum" deyişinden sonra Halide Edib biraz şakayla sonradan ciddileşecek bir mevzuya "Ben de bir Ateşten Gömlek yazacağım." der. Yakup Kadri "Yapmayınız, başka isim mi yoktu?" dese de nafile... İş işten geçmiştir artık. Öyle ki bu isim Halide Edib'i öyle derinden etkilemiş, öyle yazma iştahı uyandıran bir isim olmuştur ki esere bu ismi ben vermedim; bu isim, eseri kendi başına yazdı, kahramanlarını kendi kendine ortaya çıkardı diyordu. Hatta O bu durumu "Ankara'ya uzun bir izinle döndüğüm günlerde birdenbire eski zamanların roman yazmak hummasına tutuldum. Karşıma birden bire çıkan Peyamiler, İhsanlar, Ayşeler bir çocuk ısrarıyla hikâyelerine "Ateşten Gömlek" diyorlardı. Bu inatçı çocuklara bu ismi kullanmak doğru olmayacağını o kadar söyledim; o kadar başka isimler buldum; beni dinlemediler." sözleriyle açıklıyor... Halide Edib mektubunda, Yakup Kadri'den af isteyerek edebiyatımızda "iki tane Ateşten Gömlek olacak" dese de bu isimde bir eser Yakup Kadri tarafından ortaya konmamıştır... Eser Ankara Cebeci Hastanesi'nden eski hariciye memuru, savaş sırasında subaylık yapan, Peyami'nin ağzından bizlere iletilmektedir. Peyami Kurtuluş Mücadelemiz esnasında iki bacağını kaybetmiş, kafasında bir kurşunla ameliyat edilmeyi beklemektedir. Bu bekleyiş oldukça güç bir hâldir ki beynini kemiren hatıraları yazmaya koyulur. Bu noktadan sonra günlükler şeklinde ilerleyen bir sürü yazıyla bizlere mücadelenin ruhunu anlatır. Eserimizde göze çarpan üç kişi var; Peyami, İhsan, Cemal ve Ayşe. Ayşe geçmişte
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,2bin okunma
Reklam
10/10
·76 syf.··
2025 31. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mart 2025 03:27
İlkler unutulur mu hiç? Elbette unutulmaz, hele ki bu ilk öğretmeninse asla unutulmaz... Kitabın adı bana ilk öğretmenim olan Tayyar Koyuncu'yu hatırlattı. Değerli öğretmenim şu an nerede, ne yapıyorsunuz bilemesem de sizi hiç unutmadım. Hep merak etmişimdir, ara ara aklıma gelir de kendime sorarım. Bir gün bir yerde karşılaşsak hatırlar mı 282 numaralı Faik'i?.. Esasen ortaokul öğretmenlerimle, müdürümle çok defa karşılaşıp bu soruma bir nebze yanıt bulabilsem de ilk öğretmenime dair soruma bir cevap bulamayışım içinde bir ukde olarak kalmıştır... Neyse... Aslına bakarsanız ben hiçbir öğretmenimi unutmadım. İyisiyle kötüsüyle binlerce anı yaşatan insanlar hiç unutulur mu? Her birinin bendeki emeği ayrı ayrıdır ve ödenemez... Her birini buradan saygıyla bir kez daha yad ediyorum. Benim öğretmen olmamın yegane sebebi de -nasıl ki zamanında benim kalbime birileri dokunmuşsa benim de- birilerinin kalbine dokunmak, onlara ışık olmak gayesinden gelmiştir. Esere baktığımız zaman Düyşen'in kendisi bile okuma yazmayı zor bilen biriyken bu zor yükü kendine görev bilmiş, etrafına faydalı olmak gayesi gütmüştür. Açıkça söyleyebilirim ki öğretmenlik, zor bir meslek. Sanılanın aksine öğretmenlik sadece birkaç bilgi öğretmek, sınav yapmak değil; öğrencisini bilmek, ona ışık olmak ve bir gelecek vadetmektir. Öğretmen sadece eğitmez, dogmatik düşüncelere sahip eğitim karşıtlarıyla da savaşır, insanlara doğru yolu gösterir... Tıpkı bu romanın bir kesitinde de olduğu gibi öğretmenlik, fedakarlıktır, öğrencisinin istikbali için şiddete bile maruz kalan Düyşenliktir... Eserde öğretmenimiz Düyşen'in yoktan var ettiği okulu ve okula öğrenci toplayışından sonraki gelişmeler, bilim insanı olan Altınay'ın minik kalbinden, çocukluk anılarıyla aktarılıyor. Aytmatov'un bildiğimiz sade ve akıcı
İlk ÖğretmenimCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202110,6bin okunma
Bir Gün Acıyı Keşfeden Küçük Bir Çocuğun Hikayesi
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2025 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2025 00:00
Vasconselos'un otobiyografik bir romanı olan Şeker Portakalı bizlere 5 yaşında... Özür diliyorum 6 yaşındaki kendi minik, yüreği büyük Zezé'nin hayal dünyasının kapılarını sonuna dek açıyor. Yer yer güldürse de sonlara doğru oldukça dokunaklı bir havaya giren romanda acının ne olduğunu öğreniyoruz. Duygularını en uçta yaşayan Zezé'nin yaşadıklarını okurken duygusal iniş çıkışlar yaşamamak mümkün değil, ruhumuzun dengesini alt üst eden muazzam bir eser olmuş. Zezé'nin haklı/haksız sürekli şiddete uğraması, buna rağmen büyüklerini anlaması, çocuk haliyle yetişkinmiş gibi düşünebilmesi... Bazı çocuklar erken büyür... Yaşadıklarından sonra sevgiyi filmlerde arayıp dilenecek kadar insanlığa küsmüş Zezé'mizi -tanışma serüveni her ne kadar kötü de olsa- Portuga hayata bağlar. Şefkati, sevgiyi, dostluğu onda bulur. Ona olan bağlılığı öylesine büyür ki bir anda baba-evlat ilişkisine dönüşür. "Ağlarsam ayıp olur mu?" ah Zezé... Ağlamanın ayıbı mı olur? "Kestiler bile baba, bir haftadan fazla oldu,, şeker portakalı fidanımı kestiler." "Benim babam öldü. Onu Mangaratiba öldürdü." Son yıllarda okuduğum en duygusal romanlardan biri olarak kütüphanemde önemli bir yere yerleşen bu kitabı ölmeden önce mutlaka okunması gereken bir kitap olarak herkese tavsiye etsem de... Bir öğretmenin öğrencilere performans değerlendirmesi olarak verdiği bu kitap, bir veli tarafından kitapta argo sözcükler ve küfürler olduğu gerekçesiyle bakanlığa şikâyet edilmiş Bakanlıkça Türk adetlerine ve geleneklere uymadığı gerekçesiyle kitabın çocukların gelişimini olumsuz etkileyecek unsurlar içerdiğine karar verilmiş ve bu nedenle yasaklanmıştır. Dolayısıyla okullarda kullanılması ve öğrencilere dağıtılması yasaklanmıştır. Kitabı okumak isteyenler bu bağlamda karar vermelidir.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275bin okunma
Kayıp mı Kaybedilmiş mi? Tsuşima’nın Yolculuğu.
9/10
·128 syf.··
2025 27. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mart 2025 22:00
Psikolojik sorunlar doğuştan mı olur yoksa çevrenin etkisiyle mi oluşur? İntihar bir genetik yatkınlık mıdır yoksa yaşanılanların bir sonucu mu? İntihar etmeyi defalarca denemiş birini kurtarmak mümkün müydü notlarına bakarak? Tüm bunları sorgulatan otobiyografik bir romandır. Bazı kırılmaların dönüşü olmuyor, özellikle küçük yaşta yaşandıysa. “Yoksunluk” dediğimiz kavramı ortaya çıkaran küçük yaşta yaşanan olaylar değil midir zaten? “Son Söz” bölümündeki yazarın hayatı ile ilgili parçaları okuyunca roman daha da derinleşerek anlam kazanıyor. İçsel yalnızlığın, bireyin iç dünyasının karmaşıklığını gözler önüne seren ve fikrimce bu ve daha önceki notları okunsa bile -alınabilecek her türlü önemlem alınsaydı bile- ne olursa olsun Osamu Dazai’nin (gerçek adıyla Şuuci Tsuşima’nın) kurtarılamayacak derecede kaybedilmiş bir kişi olması nedeniyle intihar sürecini bir gün başarıya erdireceğidir. Buhran/Bunalım türünü sevenlerin bir solukta okuyacağı bir eser olmakla birlikte intihar düşüncesi olan birinin -intihara yatkın demiyorum, düşüncesi bile olan birinin- okumaması gereken bir kitap. Bu düşünceye sahip olmayan birinde birkaç günden fazla etki bırakmayan bir kitap olsa da en ufak etkilenmenin geri dönüşü olmayacak kişiler okumamalı. Her ne kadar şu anda çocukların okuduğu eserler bu kitaba göre cinsellik, söz, konu bakımından ağır olsa da bir eğitimci olarak 18+ yaşındaki gençlerin okumasını tavsiye ederim. Şuuci Tsuşima’nın yolculuğunda keyifli okumalar. Tabii mümkünse…
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,1bin okunma
Ne Ekersen Onu Biçersin ama Nereye Kadar?
6/10
·380 syf.··
2025 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2025 05:17
Romanımız Çukurova Bölgesi’ne “üçün beşin hesabına bakarız” umuduyla hemşehrilerinin yanına giden İflahsızın Yusuf, Köse Hasan ve Pehlivan Ali’nin sılada yaşadıklarını anlatıyor. Ders çıkarılabilecek detayları olan bir roman olduğu için okurun bu dersleri özellikle kişiler üzerinden alması daha uygun olacaktır. İflahsızın Yusuf, idealist tipimizdir. “Buraya ne için geldim? Para kazanıp yolumu bulmaya. Şehirliye güven olur mu kardaş” bakış açısına sahip biridir. Aralarında amacını gerçekleştirebilen tek kişi olacaktır. Köse Hasan, yılgın ve kabulcü tipimiz. Başına gelen şeyden sonra daima bir pes ediş hakimdir bu kişide. Bunu sözleriyle anlamak gayet mümkün. Pehlivan Ali, ah Pehlivan Ali en çok sana üzüldüm. Sürüklenen tipimizidir. Yanlışlara sürüklenen Pehlivan… Bir Pehlivana yakışır mıydı böyle bir son? Yusuf demedi mi etme kardaşlık diye? Ektiğini biçtin de değdi mi? Ağa tayfası ve yaltakları… Günümüzde de varlığını sürdüren bu tipler olabildiğine dosdoğru aktarılmış. Laf taşıyan, kuyu kazan, yüze gülüp arkadan fitne çıkaran, üç kuruş için insanlığını satanlar… Yazık. Kitabın içeriğiyle ilgili yorum yapmak istemiyorum. Belki ileride güncellerim ancak şu an zamana bırakıp olayları sindirmem gerekiyor. Son olarak bir uyarı! Kitap ortaokul seviyesine uygun değildir. Bunu da önemle belirtelim. Lise sonlara doğru okunabilir.
Bereketli Topraklar ÜzerindeOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20208,4bin okunma