Annemin Uyurgezer Geceleri, beynindeki tümör nedeniyle "her şeyi hatırlama" sorunu yaşayan bir karakterin kaotik zihnine bizi hapsediyor. Yazar, bu hastalığı hissettirmek için bilinçli olarak bizi detaylarda boğuyor; bir sigaradan yola çıkıp sayfalarca yan karakterlerin hayatını okuyoruz. Bu teknik, karakteri anlamak için önemli olsa da okuma akıcılığını ciddi şekilde baltalıyor.
Ancak kitabın asıl yorucu kısmı edebi tekniği değil, ideolojik ve ahlaki bariyerleri. Özellikle:
• Sığ İdeoloji: "Biz solcuyuz, tespihle işimiz olmaz" gibi ifadelerle, solcu olmayı geleneksel ve dini değerlerin mutlak reddi olarak sunan karikatürize bir yaklaşım hakim.
• Değerler Çatışması: Evli bir adama duyulan saplantılı aşkın yüceltilmesi ve LGBT gibi kavramların tek tipleştirilmiş bir özgürlük gibi sunulması, benim dini ve şahsi hassasiyetlerimle taban tabana zıt.
• Karakter Mesafesi: Yaşam tarzı ve değerleri bana bu kadar uzak olan bir ana karaktere empati kurmak yerine, onu sarsıp kendine getirme isteği duyuyorum.
Özetle; karakterin zihinsel dağınıklığını yansıtmadaki teknik başarı, yazarın (veya karakterin) ideolojik saplantıları ve yorucu üslubu nedeniyle gölgede kalıyor. Benim dünyama hitap etmeyen, sabır zorlayan bir deneyimdi.