"Güzel bir aşk için tavsiye: Uzaktakileri sevme. Kendine yakınlardan birini bul. Tıpkı düzgün bir evin, inşasında yerel taşlar kullanılması gibi. Aynı soğuğu yemiş, aynı güneşten kavrulmuş taşlar. -Yehuda Amichai."
İnternet teknolojisi günümüzde insan ilişkilerini ve
"dostluk" anlayışımızı değiştirdiği gibi, aşkın kadim anlatısını da dönüştürüyor. Kolayca yakınlaşsak da soğuk kalıyoruz, mesafeyi hemen aşabilsek de ruhların uzaklığını yenemiyoruz.
Bir şeyin parçası olmak, birinin kapsama alanında olmak istiyoruz. Oysa sıkıntıdan kaçarak değil ancak ona katlanabilmekle içe döner ve ruhsal manada gelişiriz.
O Tanrının kudretinden çoğu zaman "delidir ne yapsa yeridir" şeklinde bir keyfe keder davranma hâlini anlıyor. Oysa biz her işi hikmetli olan bir Allaha iman ediyoruz.
Kur'anda insanın ilk yaratılışı "fitrat" kelimesi ile ifade edilir.
Fitrat, yarmak, yararak çıkmak anlamına gelen "ftr" kelimesinden gelmektedir. Ftr, mutlak yokluğun yarılarak varlığın çıkması hali olan ilk yaratılışı ifade etmektedir. "Fıtrat" kelime olarak Rum Suresi 30. ayetinde geçmektedir. "Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allahın insanları üzerinde yarattığı fitrata sımsıkı tutun. Allah'ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur.
Işte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler"
Bu ayette fıtrat, ilk yaratmadaki bozulmamış tabiatı ifade etmek için kullanılmıştır. Çünkü yaratmak, yaratanın insanı tasarımladığı şekli ile yaratması ve bu yaratmasına dışarıdan hiçbir müdahalenin yapılmaması anlamını içinde taşımaktadır.
İnsan aslında bedensel ve ruhsal yapısı ile bir tasarımın ürünüdür. Bu tasarımın dışında bir hareket, ilk yaratılmış halini, yani fitratını değiştirme anlamına gelmektedir.