Batman’i, “gücü yok, sadece insan” diye küçümseyenlere verilecek en net cevaplardan biri bu hikâye. Çünkü burada mesele kas gücü değil; irade, zeka ve sorumluluk. Yaptığı her şeyin sonuçlarını sonuna kadar sahiplenmesi, karakterinin ne kadar derin ve ağır bir yük taşıdığını bir kez daha hatırlatıyor.
Finale geldiğinizde gerçekten ağzınız açık kalabilir. Abartmıyorum, öyle bir etki bırakıyor.
Bu hikâyede Batman’in en büyük düşmanı bir başkası değil… kendisi. İçsel çatışması, aldığı kararların bedeli ve bunun yarattığı psikolojik yük, hikâyeyi sıradan bir süper kahraman macerası olmaktan çıkarıp karakter odaklı güçlü bir anlatıma dönüştürüyor.
Çizimler de bu etkiyi inanılmaz desteklemiş. Atmosfer, sahnelerin ağırlığı ve detaylar hikâyeyi adeta birkaç seviye yukarı taşıyor. Başta kapak tasarımı ve giriş kısmı sizi biraz mesafeli hissettirebilir, ama sabredince olayların nasıl büyüyüp dünyasal bir krize dönüştüğünü görmek fazlasıyla tatmin edici.
Uzun zamandır hem futuristik dokunuşları olan hem de o klasik sokak dedektifliği havasından sıyrılan farklı bir Batman hikâyesi görmek istiyordum. Bu çizgi roman beklentimi fazlasıyla karşıladı.
Kısacası: Batman’in insan oluşunu zayıflık değil, en büyük gücü olarak gösteren sağlam bir hikâye.
İyi okumalar.