Beklentilerini azalt... Çünkü insanların sevgisi değişebilir, sözleri unutulabilir, ilgileri azalabilir. Herkese kalbini sonuna kadar açma; zira herkes taşıdığı emanetin kıymetini bilemez. İnsanlardan gelen her iyiliğe şükret ama mutluluğunu onların davranışlarına bağlama. Kalbini Allah'a emanet et. Seni en iyi bilen, içinden geçenleri sen söylemeden duyan O'dur. İnsanlar seni anlamadığında, Allah'ın seni gördüğünü hatırla. İnsanlar yüz çevirdiğinde, O'nun rahmet kapısının daima açık olduğunu unutma. Derdini O'na anlat, yükünü O'na bırak, umudunu O'na bağla. Çünkü kul kırabilir, unutabilir, vazgeçebilir; fakat Allah kulunu asla ihmal etmez. Kalbini Allah'a teslim ettiğinde, insanların eksilttiği yerde Rabbin seni tamamlar, insanların yaraladığı yerde Rabbin sana şifa verir. Bu yüzden her şeyi kontrol etmeye çalışma. Elinden geleni yap, gerisini Allah'a bırak. Çünkü en güzel vekil O'dur. Kalbini O'na emanet ettiğinde, içinde tarif edemediğin bir huzur yeşerir ve anlarsın ki gerçek güven, yalnızca Allah'adır. 🌿🤍 متدين 🍃
Düşünce
Merhaba kitap dostlarım 🤍📚 Uzun zamandır burada eskisi kadar aktif olmadığımı fark ettim. Bir zamanlar okuduğum kitapları, hissettiklerimi, küçük notlarımı ve kitaplarla kurduğum bağı sizlerle paylaşmak benim için çok keyifliydi. Fakat bazen hayatın yoğunluğu, bazen kendi içimdeki duraklamalar derken okumalarım da paylaşımlarım da biraz geride kaldı. Kitap okumayı bırakmadım aslında, sadece biraz ara verdim. Bazen insan sevdiği şeylere bile kısa molalar verebiliyor. Ama kitapların hayatımdaki yerini ve bana hissettirdiklerini tekrar özlediğimi fark ettim. Bu yüzden burayı yeniden düzenli hale getirmek, yeni kitaplarla, yeni yorumlarla ve güzel paylaşımlarla devam etmek istiyorum. Burada benimle kitaplar hakkında konuşan, önerilerini paylaşan, sessizce bile olsa takip eden herkese teşekkür ederim. 🤍 Sizlerle yeniden bu yolculuğa devam etmek çok güzel olacak. Yeni sayfalar, yeni hikâyeler ve bol bol kitapla yeniden buradayım. 📖✨
Duygu ve Düşünce
Reklam
Yapılan yanlışlar düzeltilebiliyor fakat yaptırılan yanlışlıkların düzeltilmesine bu güne kadar şahit olmadım çünkü kötülerin söz sahibi olduğu bu ortam hâlâ devam ediyor.  Gökhan ER I 14 Haziran 2026 l
Gözlerin alabildiğine uzakları görebilmeli baktığında.Şehrin her bir köşesini ve her köşesinde başka bir hayata dönüşen gölgeleri fark edebilmeli. Sahici olan ne varsa ve içinde yaşamak adına bir giz taşıyan ne varsa fark edebilmelisin. Böylece zaman senin kollarında uzamalı. Bazen akrebi sımsıkı avuçlarında tutmalısın. Kimi zaman da bir yelkovanın sırtında savaşmalısın ara sokakların içinde.Gözlerin alabildiğine uzakları görebilmeli her baktığında.Gizli akıtılan gözyaşlarının, yarım kalmış hesabı hırslandırmalı yüreğini. Soğuk bir oda da, eskimiş bir yatağa uzanmış ve kısık yanan bir lambaya saatler boyunca bakan bir adamın incinmişliğine dikkat kesilmelisin. Onurlu bir adamın incinmişliğiyle pusulanmış sokaklarda yürüyüp, ihanetin ayak izlerinde okumalısın hayatın kaypak yüzünü. Çekip giden bir kadının geride bıraktığı son hicaz hüzünleri özenle toplamalısın odanın içinde. Bir kristal bardağı tutuyormuşçasına özenle toplamalı ve mümkün olduğunca gözlerden uzakta tutmalısın.Hırçın bir kuzey rüzgârı gibi esmeli bakışların kentin sokaklarında. Bir kadının saçlarından ateşi çalmalı ve yoksul erkeklerin parmak aralarına salmalısın. Yoksul evlerin ocaklarından kaynayan yalancı tencereleri görmeli ve tahta altını yitirmiş çocuklarla yürümelisin savaş alanına. Vitrinlerden ganimet toplamalı çocuklar ve zengin korkulardan pay kapmalı gecekondu sokaklarına. Zengin düşlerden doldurmalılar kirli avuçlarına. Sen sokakların başını tutmalısın ve aynasızların sirenlerine kulak kabartmalısın.Gözlerin alabildiğine uzakları görmeli baktığında.Herkes el ayak çektiğinde sokaklardan yüksekçe bir yere çıkmalı ve Kudüs’ü izlemelisin gece yarılarında. Kayan her bir yıldıza selam durup, taş atan avuçlarını okşamalısın çocukların. Sonra Mekke’den gelen bir rüzgâra yüz sürmelisin. Eski
Işığınızı söndürmeyin
Güne yine gençlerin gözyaşlarıyla başladık. Kimi kimliğini evde unuttu, kimi yaşadığı aksilikler nedeniyle sınav salonuna yetişemedi. Elbette sınava zamanında ulaşmak her öğrencinin sorumluluğu; ancak heyecanın, stresin ve aylarca süren hazırlık sürecinin yükü altında bu tür olaylar her yıl yaşanıyor. Ne yazık ki bazen birkaç dakikalık gecikme, bir öğrencinin bütün emeklerinin bir yıl daha ertelenmesine neden olabiliyor. Oysa eğitim sistemi, gençlerin önüne engeller koymak yerine onların potansiyellerini ortaya çıkarmalarına yardımcı olmalı. Keşke o pırıl pırıl zihinlerin ışığını söndürmek yerine, onların ışığını daha uzağa taşıyabilsek. Böyle günlerde aklıma Ulu Önder Atatürk'ün “Bütün ümidim gençliktedir.” sözü geliyor. Çünkü gençlik, yalnızca bir yaş dönemi değil; hayaller kurabilmenin, sorgulayabilmenin, değiştirebilmenin ve geleceği şekillendirebilmenin gücüdür. Zaman zaman onları yaşadıkları çağın etkisiyle sorumsuz ya da umursamaz olmakla suçlasak da gerçek şu ki, meşale artık onların ellerinde. Bilgiye ulaşma hızları, dünyaya bakış açıları ve sorgulama cesaretleriyle birçok konuda bizden daha ilerideler. Geleceği inşa edecek olan da onların bu enerjisi ve üretkenliğidir. Bu yazıyı okuyan ve sınav sonucundan dolayı umutsuzluğa kapılan gençlere seslenmek istiyorum: Bir sınav hayatınızın tamamı değildir. Başarıyı yalnızca bir puana, bir sıralamaya ya da bir sonuç ekranına sığdırmayın. Eğitim; insanın kendini keşfetme, geliştirme ve topluma fayda sağlayacak bir birey olma yolculuğudur. Bu yolculukta bazen istediğiniz kapılar açılır, bazen de başka yollar karşınıza çıkar. Önemli olan yürümeye devam etmektir. Meslek seçerken yalnızca hangi işi yapacağınızı değil, nasıl bir insan olmak istediğinizi de düşünün. Size uygun yaşamı, değerlerinizi ve hayallerinizi göz
Türkiye'de ve dünyanın birçok yerinde, duygusal yoksunluk, güvenli bağlanma eksikliği ve karşılanmamış sevgi ihtiyaçları yaşayan ergenler; sosyal medya ekosisteminde hiç tanımadıkları figürlere yönelik yoğun idealizasyon, yansıtma, aktarım, özdeşim kurma ve çeşitli savunma mekanizmaları geliştirerek kendi içsel travmalarının itme ve çekme kuvvetlerini yanlış yorumlayabilmektedir. Çocuk ve ergen psikolojisinin temel ilkesi, bireye önce lisan-ı hâl ile şefkati, merhameti, aidiyeti ve koşulsuz kabulü öğretmektir. Çünkü gelişim psikolojisinin gösterdiği üzere sevgi, soyut bir kavramdan önce deneyimlenen bir ilişkisel ihtiyaçtır. Ancak bundan sonra, "size sevgi getirdim" diyen tüm hikmet gelenekleri, kutsal metinler, ahlâk felsefeleri ve insanlığın dört bir yana yayılmış ilim mirası sağlıklı bir zeminde anlaşılabilir. Aksi takdirde, bağlanma açlığının yerini karizmatik figürlere yönelik bağımlı yönelimler, parasosyal ilişkiler ve duygusal sömürü biçimleri alabilir. Nitekim günümüzde dünyanın dört bir yanında, ergenlerin sevgi ve aidiyet ihtiyacını istismar eden, psikolojik karşılanma vaadini bir tür sembolik ticarete dönüştüren, entelektüel otorite görüntüsü altında faaliyet gösteren çok sayıda kişi ve yapı çoğalmaktadır. Bu nedenle çocuk gelişiminin ilk demirbaşı bilgi değil; güvenli bağlanma, duygusal düzenleme, öz-değer hissi, empati ve merhamet eğitimidir. Sevgi deneyimlenmeden öğretilen bilgi, çoğu zaman kök salamaz; fakat sevgiyle temellenmiş bilgi, bireyin hem ruhsal hem de bilişsel gelişiminde kalıcı bir anlam ufku açar.
Reklam
Reklam