Kendini bilen kişi, haddini (ne olduğunu ve sınırlılıklarını) bildiği için Rabbini de bilir.
Kendini bilen kişinin bilme eylemi, kuru, salt epistemolojik bir bilgilenme eylemi değildir. Kendisi dışındaki diğer varlıkları ve bunları vareden Zorunlu Varlık'ı da dikkate alarak aynı anda üç düzlemde gerçekleşen çok katmanlı bir bilme, bulma ve olma eylemidir.
ilim yolcusunun yolculuğu, hem kendiyle, hem bilinenle, hem de bilineni bilmesini mümkün kılan Asıl Bilen'le buluşturan, çok boyutlu, varedici bir yolculuktur.
Kendini bilen, bilme eylemine önce kendini bilerek soyunan kişi, öncelikle iki anlamda da haddini fark eder: Hadd, hem tanımak hem de tanımlamak demektir. Kişi, kendini tanıdığı ölçüde, hem kendini, kendinin imkânlarını ve sınırlılıklarını tanır, fark eder
İlim yoluna koyulan kişi, aynı zamanda hem irfan sahibi hem de hikmet sahibi bir kişi olduğu için, ilim yolculuğu, kişinin, bu yolculuk sürecinde bildiği, gördüğü ve bütünleştiği her şeyi kendi hakikatleriyle çarpıtmadan, tahakküm kurma kaygısı gütmeden, dönüştürmeye kalkışmadan, neyse o olarak-keşfetme ve varlığa getirme nitelikleriyle ve meziyetleriyle donanmış kişidir.