Reik
Aşk, kendisinden hoşnut olmayan egoyu kurtarma girişimidir; ama girişimin başarılı olacağının garantisi yoktur. Aşk çoğu zaman, ya eş seçimindeki talihsizlikten ya da ego başka bir kişinin aşkında güvende olamayacak kadar güçsüz olduğundan, başarıya ulaşamaz. Aşk dönemi sırasında imrenme, düşmanlık, sahiplenme ve kendini kabul ettirme istemi yok olmamıştır. Onlar yalnızca su altında kalmışlardır ve bazen şaşırtıcı bir şekilde yeniden belirirler. Aşkın evriminde, onun sonucunu belirleyen birçok faktör vardır. Kendi kendimizden tümüyle hoşnut olsaydık, aşk mümkün olamazdı. Öte yandan, ego çok güçsüzse ve bu nedenle mutluluğu arayacak cesareti olamayacak ölçüde kendine güvensizse de romantik aşk olanaksızlaşır. Belirli bir ölçüde öz güveni ve özsaygıyı yeniden kazanmak gereklidir; aksi takdirde kişi sevemez. Kendisini sevilmeye layık görmeyen kişi âşık olamaz. Ancak kendisini bir şekilde yeniden seven ya da kendisine belirli bir ölçüde değer veren kişi başka bir insanı sevebilir. Psikanalizden çok önce Nietzsche şöyle yazmıştır: “Kendisinden nefret eden adamdan korkmalıyız, çünkü onun hıncının kurbanı oluruz. Bu nedenle, ona kendisini sevdirmenin bir yolunu bulmalıyız.”
"İçi dışından yorgun insanlar var ama kimseyi incitmeden, kimseyi yormadan geçiyorlar bu diyardan; bir de yaşadıklarını kılıf yapanlar var, değdiği yeri bulandıran kimseler. İnsanları birbirinden ayıran en önemli faktör yaşadıkları değildir, yaşadıklarının kendilerini neye dönüştürdüğüdür."
Duygu ve Düşünce
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Kitap okuma kültürünü kazanmak ile ilgili 5 tavsiyede bulunuyorum: ✍️ Birinci Merhale: Az da olsa günde biraz oku. Zihni, gözü, bünyeyi buna alıştırmak zaman alabilir. Birden yüklenme ki ters tepmesin. Önce rutin ve düzen kazandır. ✍️İkinci Merhale: Okuduğun bilgilerin sana yarar sağladığını, nefsine fayda verdiğini hissettir. Hissettir ki motivasyon yükselsin, şevki tahrik et, mide misali ruhu acıktır. Bu sebeple anlatmak, ders vermek, 3-5-10 insanla hemen bir halka kurmak; bu apartmanda, evinde, camide veya iş yerinde de olabilir. Sahabe pratiği budur. ✍️Üçüncü Merhale: Sonra [iyice okuma adeti edindikten sonra] İdeal ve iddialı okumalara başlayın. İlmi eserler, Riyazu’s-Salihin gibi, Terğib gibi vb eserleri de alıp okuyun. Edebi kitaplar okumaktan çekinmeyin. Okumada tabiri yerindeyse hırçın olun. Okumada ürkek olan kaybeder, cesur olan kazanır. Sen, üzerine git, o gelmesin. ✍️Dördüncü Merhale: Okumada seviye kazandıkça rutin zamanını alan arkadaş çevreden uzaklaşacaksın. Seni yadirgayacak, seni tahkir edecek ve seni kazanmak için her şeyi yapacaklar. Salih ve sana katkısı olanlar dışında herkese veda etmen gerekir. Çünkü bu denklemde uzun vadede sen kaybedersin. Kitap ve okumayı arkadaş edin, olabilecek insanlara zaman ayır. Goygoy yapan senden zaman çaldığı gibi, sana birşey de katmaz, yaptığını da hor görür. Bu motivasyonunu bitirir. ✍️Beşinci Merhale: Seviye kazandıkça ilim ehli insanlarla bağ kur, hocalarla istişare et, düzenli kitap okuma halkları kur. Kendin gibi onlarca insan kazan. Online halkalar da olabilir. Nikmet olan Medyayı nimete çevirin. Son olarak; 2013 yılında düzenli kitap okuma adeti kazandım. Bunda en önemli faktör okuma menheci, zaman, cesaret ve ruhu alıştırma olduğunu gördüm. Halveti sevin, sevdirin. Bir Hira ve Sevr mekanınız olsun.
Alıntı
Eskilerden...
LİMONÎ KELİMELER-KEKREMSİ MÂNÂLAR "Etmen", "etken", "etkin", "Söylem", "istem", "olası", "...'ye kaybetti", "yürümek", "yükselmek", "atar/gider yapmak", "keklemek", "şekil yapmak", "prim kasmak", "kafa yapmak", "kelime yapmak", "at bakmak/binmek", "çocuk bakmak", "aynen", "ekmek/ekilmek"... Dikkatimin oltasına takılan birkaç sözcük ve tâbir... Bu kelimeler, her nedense "sıcak" gelmiyor bana; belki de ben peşin hükümlü davranıyorum... "Argo" dersem, kelimelerin haysiyetine dokunacak, "jargon" kategorisine dahil etmeye kalkışsam, Türkçe aşkıma halel gelecek! Onlarla aramız limonî olsa da, bu kelimelere zeytin dalı uzatmak zorundayım; çünkü bir şekilde dilimize postu sermiş durumdalar!.. Öyleyse, tek tek ve kısaca zihinsel temas kurma vakti gelmiş demektir. "Etmen"... Anadolu'da, "etmeyin, eylemeyin" mânâsını taşıyan duyguları ve düşünceleri ifade etmek değil elbet, bu kelimenin maksadı; lakin, bendeki izlenimi ya da çağrışımı bu!.. "Faktör", "unsur", "âmil" kelimelerinin kullanıldığı cümlelerde; yine bu üç kelimeden herhangi birinin unutulduğu, ihmal edildiği yahut da dışlandığı hâllerde müracaat edilen ve mezkûr üç sözcüğe tercih edilen bir kelime: Etmen!.. Türkçede, bunca güzel ve sıcak "unsur" var iken, böylesine soğuk espriler "etmen" n'olur!... Fonetiğinden tek farkla bir sonraki sözcük: "Etken"... Genelde "etmen"le karıştırılan, bazen de "etkin"in sahasına dahil edilen bir garip!.. Üçüncü olarak; ilk iki kelimeye benzer şekilde karşımıza çıkan bir diğer ucube: "Etkin"... Şahsen, "aktif" ya da "faal" kelimelerini, yazı "etkinliklerimde" daha çok tercih ediyorum! Gelelim "söylem"e! Kendisini ünlem işaretiyle kullanmama sebep olacak kadar, bence çok sinir bozucu... Ama, ona da söz hakkı verdim... Yanılmıyorsam "üslup", "tâbir/ifade", "beyan/demeç" mânâlarında
Kur'anın hem düne , hemde bugüne hitap ettiğinin kanıtı!
1. Ayetlerle Kur'an'ın Evrenselliği Kur'an, hitap kitlesini sadece 7. yüzyıl Hicaz toplumuyla sınırlamaz; tüm insanlığı ve alemleri kapsadığını açıkça belirtir. Tüm İnsanlığa Hitap: "Ey insanlar!" (Ya eyyühen-nas) hitabı Kur'an'da çok sık geçer. Bu, mesajın yerel değil, küresel olduğunun en büyük kanıtıdır. "Biz seni ancak bütün insanlara bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik." (Sebe Suresi, 28. Ayet) Alemlere Zikir Olması: Kur'an, kendisini belirli bir zaman dilimine hapsetmez. "O (Kur'an), alemler için ancak bir öğüttür." (Tekvir Suresi, 27. Ayet) Değişmezlik ve Korunma: Bir kitabın her döneme hitap edebilmesi için tahrif edilmemesi gerekir. "Şüphesiz o zikri (Kur'an'ı) biz indirdik ve onu koruyacak olan da biziz." (Hicr Suresi, 9. Ayet) 2. Hadislerle Kur'an'ın Derinliği ve Eskimeyişi Peygamber Efendimiz (sav), Kur'an'ın her dönemin ihtiyacına cevap verecek bir dinamizme sahip olduğunu çeşitli hadislerinde vurgulamıştır. Tükenmez Bir Kaynak: "Kur'an'ın harikaları bitmez tükenmez, çok okumak ve tekrarlamakla eskimez." (Tirmizi, Fedailü’l-Kur’an, 14) Bu hadis, Kur'an'ın her çağda yeni manalar keşfedilmesine müsait bir yapıda olduğunu gösterir. Her Döneme Işık Tutması: "Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu şaşırmazsınız: Allah'ın Kitabı ve Resulünün sünneti." (Muvatta, Kader, 3) Bu vasiyet, Kur'an'ın geçerliliğinin kıyamete kadar süreceğinin beyanıdır. Bir ayetin nasıl iki dönemi de kapsadığına dair klasik bir örnek:
Din
Kâinat: İlahi Nizamın Sessiz Kitabı
Evren; uçsuz bucaksız derinliği, içinde sakladığı kusursuz dengeleri ve her zerresine nakşedilmiş matematiksel hassasiyetiyle, her an keşfedilmeyi bekleyen devasa bir kitaptır. İnsan ise bu kozmik kütüphanenin hem en mütevazı satırı hem de onu idrak etmekle görevli tek okuyucusudur. Kur’an-ı Kerim, insan ruhunu bu büyük kitabı tefekküre davet ederken; modern astronomi, bu kitabın sayfalarını bilimsel keşiflerle birer birer aralamaktadır. Kâinat, bir rastlantının değil; ölçünün, dengenin ve hikmetin tecellisidir. Başımızı göğe kaldırdığımızda gördüğümüz her yıldız ve derin uzayın sessizliğinde süzülen galaksiler, tesadüfün değil, yüce bir kudretin ince ince dokuduğu nizamın parçalarıdır. “O, biri diğeriyle tam bir uyum içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman’ın yaratmasında hiçbir çelişki ve uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bak, bir bozukluk görebiliyor musun?" (Mülk Suresi, 3. Ayet) 1. Güneş Sistemi: Makro Ölçekte Bir Senfoni Güneş sistemindeki her gezegen, adeta belirlenmiş bir koreografiye göre hareket eden birer dansçı gibidir. Her biri, kendi özgün yapısı ve yörüngesiyle bu kozmik koronun bir üyesidir. “Güneş de etrafındaki gezegenleriyle birlikte kendi yörüngesinde yüzüp gitmektedir. Bu sonsuz kudret ve ilim sahibi olanın taktiridir. (Yasin Süresi 38) • Merkür: Güneş'in yakıcı nefesinde korunan sert ve sessiz bir bekçi. • Venüs: Ters yöndeki dönüşü ve kendi gününün yılından uzun olmasıyla, alışılagelmiş düzene aykırı duran bir mucize. • Jüpiter ve Satürn: Muazzam kütleçekimleriyle sistemi dış tehditlere karşı koruyan "kozmik kalkanlar". Dünya ise bu sistem içinde sadece bir gezegen değil, yaşamın filizlenmesi için özel olarak ayarlanmış bir denge noktasıdır. Atmosferimiz, bizi uzayın ölümcül radyasyonundan ve meteorlardan koruyan "korunmuş bir tavan"
Alıntı