Ebru

Ya afedersiniz ama burası kitap uygulaması ajitasyon yeri değil yani arkadaşlar nedir bu eski sevgiliye gönderme edasıyla yapılan paylaşımlar, cringe 🙄
Reklam
dur ruth, aşkın karanlık yüzünde dur, öylece. hep. böyle dursun aşk her zaman hayatında. karanlık yüzünde dur aşkın, sus. tamamı buydu, de. bütün yavanlığıyla süren insanların kuytularında kal. orda kal. unut ruth, unut sen ben sürdürürüm kalan kısmını, hattın bu ucunu kervanlar ve sahrayla kendime de sana da ağlarım. sen sus ruth, sen konuşma, sen yavan hayata katıl orda sürdür mutsuzluğunu. sahra nasılsa geçeceğin yer değil. ah, ruth, hâlâ sevgili ruth, ortalıkta dönen yalanlarını hissettim, hep. isteseydim kolayca ortaya çıkardı. istemedim. senin kendinden kaçırdığın şeyleri ben nasıl ortaya koyardım! sen kendini kandırıyordun, seyircin oldum yalanlarını oynayışını seyrettim. son âna dek. kendini ikna ettiysen beni de ikna et istedim. ruth, mutsuz meleğim.
Dokunuş. İlk iletişim yöntemimiz. Güven, korkusuzluk, huzur... Hepsi nazikçe okşayan bir parmağın ucunda. Veya dudağın yanağa değişinde. Mutluyken bizi bağlar. Korktuğumuzda destekler. Arzuladığımız ve aşık olduğumuzda bizi heyecanlandırır. Nefes almak için havaya ne kadar ihtiyaç duyuyorsak sevdiğimizin dokunuşuna da ihtiyaç duyarız. Bunu okuyorsanız ve yapabiliyorsanız, erkeğinize dokunun. Kadınınıza dokunun. Hayat bir saniyesini bile harcamak için çok kısa.
Normalde dinlediğim şarkıların sanatçıların hayatı, zevkleri, düşünüş tarzları ve hayata bakış açılarıyla ilgili araştırma yapmam. Çünkü o çok beğendiğim bestelerinin, şarkılarının ardında yatan sanatçının tam bir hayal kırıklığı olmasından ya da benim çok üst düzeydeki olan beklentilerimi karşılayamamasından doğan üzüntüyü hissetmek istemem. O yüzden dinlediğim sanatçıların sadece yapıtlarıyla haşır neşir olurum. Ama bugün Zeki Müren’in ufak bir belgeselini izledim ve sonrasında gözyaşlarıma engel olamadım. Belgeselde yer alan kişiler bu dünyaya Zeki Müren gibi bir sanatçının gelmesi zor diye bakıyorlar ben imkansız diye bakıyorum. Çünkü gerçekten bu kadar ince bu kadar derin ruhlu, zarif harika bir insanın dünyaya gelmesi üstelik sanatçı kişiliğinde olması tüm insanlara hitap edebilmesi imkansız özellikle böyle bir zamanda. Sevgili Zeki Müren 25 yıl aralıksız sahnede gösteri yapmış. Sonrasında bir hastalığı baş göstermiş doktoru sahneye çıkmaması gerektiği konusunda onu uyarmış ama Zeki Müren bu uyarıyı kaile almamış ve sahneye çıkmaya devam etmiş. Sonrasında hayatının belli bir döneminde Bodrum’a taşınmaya karar vermiş. Ailesiyle birlikte burada yaşamaya başlamış. Zeki Müren günde 36 tane hap alıyormuş. Ve oldukça kilo almış bu yüzden halkın karşısına çıkmak istememiş. Telefonlara çıkmamış, gösterileri reddetmiş, misafir kabul etmemiş. Yatak odasından salona zoraki yürüyebiliyormuş. Bir gün TRT Zeki Müren ile ilgili bir belgesel isteğinde bulunmuş oda kabul etmiş. Tüm çalışmalar güzel bir şekilde gerçekleşmiş. Zeki Müren’den de ayrıca bir talkshow isteğinde bulunmuşlar ve oda kabul etmiş. Bunun için İzmir’e gitmişler onun için yatak odasından salona geçmek dahi zor bir durum iken Bodrum’dan İzmir’e seyahat etmek kim bilir ne zor olmuştur. Çok heyecanlıymış. 3
Kadınların hayatlarındaki ilk erkek profili “babadır”. Bu yüzden babanın her hareketi, her tavrı kadının zihnindeki erkek algısını şekillendirir. Kızına ilgi ve sevgi göstermeyen, onu sürekli ikinci plana atan, üzerinde baskı kuran, şiddet uygulayan baba figürü belki bir ömür boyu onarılamayacak yaralar açar o kadının ruhunda. O yüzden hiçbir erkeğe kolay kolay güvenemez, ne sevgisine inanır, ne sözlerine. Aslında en büyük tehlike de burada baş gösterir. Bir yandan erkeklere güvenemezken diğer yandan da babasından alamadıklarını ona verebilecek bir adama ihtiyaç duyar. Bu yüzdendir çok zaman yanlışa düşmeleri. Bazen emin ellere düşerler, bazen de zaaflarını değerlendirecek boş beleş adamlara. Hani gördüğümüzde çok şaşırırız, yahu bu kadın bu adamla, nasıl olur diye. İşte bunun tek müsebbibi “babadır”. Babanın o çocuğa vermediklerini verebilen adam kadının tercihi olur. O yüzden bakmaz dökülen saçlarına, kocaman göbeğine, ya da çirkin oluşuna… Sözün özü; bir yerde mutsuz bir kadın varsa, arka planında muhakkak “baba” vardır…