Ebru

Puan vermedi·72 syf.··
2022 12. kitabı
Son zamanlarda okuduğum en iyi şeydi. Kelimenin tam anlamıyla en iyisiydi. Grapon Kağıtları, Didem Madak’ın yazmış olduğu ilk şiir kitabıdır. Daha önceden bir yerde duymuştum ve o zamandan beri okuma listem içerisinde yer alıyordu fakat ben bir hikaye kitabı olduğunu düşünüyordum. Kitabı okumaya başlamamla birlikte yazarın ne kadar mutsuz ve özlem dolu olduğunu fark ediyorsunuz. Özellikle ailesinden bahsedişiyle de yaşadıklarını merak etmemeniz elde değil. Hatta şunu söylemek isterim ki normalde şiirle arası çok iyi olan bir insan değilim. Fakat yazarın dili ustaca kullanışı satırlar arasında kayıp gitmeme sebep oldu. Bu yüzden ve yaşadıklarını dizelere aktarışı ve bu aktarıştaki kullandığı üslup beni büyüledi. Diğer kitaplarını almak için sabırsızlanıyorum. Yazarın zaten şiirlerinde kendini, ruhsal değişimlerini ve hayatında olan, olmayan insanları aktarış biçiminden yaşamını da merak ediyorsunuz. Ama bir kitabı okurken bence en büyük başarı eğer yazarın kim olduğunu bilmiyorsak onun kendi yaşamı hakkında bizi meraka sevk etmesidir diye düşünüyorum. Didem Madak bende tam olarak bu etkiyi yarattı. O kendisini tanımam için bir kapı araladı ve o kapıyı öyle bir güzellikte araladı ki ben kendisini tanımak için çaba sarf ettim. Ve buna değdi. Kendisini okurken kendimle bağdaştırmış olduğum birçok nokta olmakla birlikte iyi ki yazmış ve hayatıma onu, bu güzel insanı da dahil etmişim diye seviniyorum. İyi ki vardın ve şiirlerinle hala var olmaya devam ediyorsun Didem Madak!
Grapon KâğıtlarıDidem Madak · Metis Yayıncılık · 201217,6bin okunma
Çilem isimli okura yanıt verildi
Ebru
Kesinlikle okuyacağım, teşekkür ederim 🥰
Reklam
8/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2020 217. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2020 01:11
Önce bir konuda anlaşalım. Kitap, antropolojik olarak cinselliğin geçirdiği evrimi değil, aile yapısını anlatıyor. Ilkel ailelerdeki yapılanma, bugün olduğu gibi cinsel ilişkilerle son derece iç içe durumda. Nasıl ki biz bugün, bireysel ihtiyaçlarımızdan sıyrılıp aile kurmaya çalışıyor ve bunun için düğünden başlayıp ev araba taksitleri derken çocukların okullarına ve en sonunda da kefen parasına kadar ailemizi düşünerek yasıyorsak, o dönemde de aile ilişkilerinde etkili olan cinsel davranışlar kitapta ele alınıyor. Ilkel halkların cinsel davranışlarıyla başlayan kitapta; yeryüzünün çeşitli bölgelerinde yaşayan kavimlerin, ırkların vd ne şekilde cinsel yaşantıları ve aile biçimleri olduğu anlatılıyor. Ikinci bölümde andık dönemdeki erostan bahsedilirken, Girit uygarlığı'ndaki kadınların konumlarının müstesna yerleri incelenirken, Yunan kültürünün hakimiyeti ile bu durumun kadının aleyhine doğru gitmeye başladığı yazılıyor. Erkek genelevleri, tapınak fahişeliği gibi kulağa tuhaf gelen kavramlara da yer verilen kitapta 12-15 yy larda benimsenen Romanesk Aşk kavramını Russel'den okuyoruz. Son bölümlerde ise, ılkel ailelerinin değişik varoluşları ile anaerkil aile yapıları dile getiriliyor. Anaerkil aile yapısından ne oldu da ataerkil aile yapısına geçildiği sorusuna cevap arayan Willy, bu konuda bir-çok yerde duyduğumuz yorumu yineliyor; Avcılık ve Toplayıcılık dönemlerinde av ile uğraşan erkekler, zamanla silah yapmayı öğreniyor ve bu şekilde güç kazanarak toplumsal dengeleri değiştiriyor. Bu uzun soluklu bir geçiş döneminin ardından gittikçe gerileyen anaerkil yapılarındaki yaşamların da bahsedildiği kitap, keşke daha uzun olsaydı diye iç geçiriyorum.
Felsefe
Cinsel İlişkilerin Tarihsel EvrimiBertrand Russell · Yeryüzü Yayınevi · 200321 okunma
Ebru
kitabın sadece aile yapısını anlattığını vurgulamak yanlış bir tabir çünkü sadece aile yapısını anlatmamaktadır. ilk avcı-toplayıcılardan, ilkel toplulukların cinsel ilişkilerinden başlayarak sonradan ortaya çıkan klan şeklindeki yapılanlamalarla birlikte aileyi doğal olarak ele almak zorundalardı zaten diye düşünüyorum.
Puan vermedi·134 syf.··
2021 20. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2021 19:51
Dost Kitabevi tarafından yayımlanan her biri belirli bir konu anlatan kültür kitap dizisi bulunmaktadır. Biyografiden kültür sanata, müzikten teknolojiye, tarihten psikoloji-felsefe sosyoloji vb. konular üzerine kitaplar çıkan ve gerçekten adının hakkını veren bir dizidir ve bunlardan bir tanesi de görmüş olduğunuz Erotizm’dir. Aslında kitabın başından beri sorgulanan erotizm çerçevesinde “sen kimsin, insan varlığı?”dır. kitapta bahsi geçen Jarry, Fourier, Sade, Schiele, Duchamp ve nicelerinin kadını ve erkeği; onlardan kim bilir hangi vahyi söküp almak için soyan ve keşfeden herkesin, erotizmin bayrak yarışında, her biri kendi ritim, arabesk ve üslubu içinde bize aktardığı soru budur. Değişik ifade biçimleriyle –“Ben kimim?”, “Ne biliyorum?”, “Nereden geliyoruz?”, “Nereye gidiyoruz?”- bu sorgulama erotizmin kendi somut, grotesk ya da hayranlık verici figürlerini sabit ve evrensel bir tarzda üzerine yazdığı, dolayısıyla yaşamsal bir zorunluluğun ifadesi olarak kendini gösteren antropolojik ya da ontolojik zemini oluşturur. Kitabın en başında öncelikle erotizmin ne olduğu üzerinde bir sorgulamaya gitmiştir yazar. Bu kısımda aslında günlük yaşantımızda kullandığımız kelimelerin yüzeyselliği ile karşılaşıp arzunun ve erotizmin aslında yaşamımızda ne kadar büyük bir yer kaplamış olduğuna ve arzusuz aslında yaşamın bir tadı olmadığını fark ediyorsunuz. Tarihten de kesitlik vererek insanın var olduğundan beri erotizmin şehirleşmeye kadar aslında insanın tüm yaşamına nasıl yayılmış olduğunu görüyorsunuz. Aynı zamanda bu bölümde insanların feşist oldukları beden, organ ve değişik materyallere olan ilgisine şahitlik edip libidoyu kuramının temeline koyan Freud’un cinselliğine giriş yapıyorsunuz. Sonrasında erotizmin insanlara nasıl sunduğu, empoze edildiği ve insanların bunu
ErotizmRoger Dadoun · Dost Kitabevi · 200741 okunma
Umut Ök isimli okura yanıt verildi
Ebru
Gözünden kaçmış olsa gerek 😁
Puan vermedi·80 syf.··
2020 36. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2020 00:28
Hegel diyalektiğini tersyüz eden bu iki genç düşünürün, üzerinden 172 sene geçmesine rağmen kapitalist sistemin ve sistemin zenginlerinin korkulu rüyası olan bu iki filozofun manifestosu… İdeolojik görüşünüz ne olursa olsun öncelikle Marx ve Engels’in dünya tarihinde önemli bir yer edindikleri ve bu yeri sonuna kadar hak ettikleri noktasında en azından saygı duymanız gerektiği sayılı kişilerden olduklarını düşünüyorum. Marx, orta sınıf bir Yahudi aileye mensup, Engels zengin bir fabrikatörün oğlu. Bu iki ateşli gencin 21 Şubat 1848'de yazdıkları bildirge, hem Fransız ütopyacı sosyalist çizgiye (Owen ve Fourier), hem Proudhon'un ''Mülkiyet hırsızlıktır!'' sloganıyla sistematize etmeye çalıştığı anarşist tavra, hem de 'sol'un iç cepheleşmelerine bir cevap niteliğinde olup; komünist'in kim olduğunu, komünizmin ve komünist partinin neye ve kime karşı olduklarını, dönemin koşullarının ve siyasi konjonktürünün komünist hareket için ne gibi fırsatlar içerdiğini, komünistlerin genel ilke ve amaçlarının ne olduğunu açıklayıp, bunu kapitalizmin tarihsel boyutta incelenmesiyle ele alan genel bir toparlamadır. Komünist Manifesto yada yayınlandığı adıyla Komünist Parti Manifestosu; uzun ve eserin anlaşılması için elzem olan 'sunu' kısmıyla başlıyor, dört ana başlık üzerinden devam edip Marx ve Engels'in çeşitli ülkeler ve sonraki basımları için yazdıkları önsözlerle sona eriyor. Proleterya ile burjuvazi savaşı üzerinden kendi devrinin çoğu olayına geniş bir bakış açısı sunuyor. Tarihin tekerrür ettiğini göz önünde bulundurarak kitabın 'şimdi'yi hatta' geleceği' de anlattığını söyleyebiliriz. Kitap bir nevi kapitalizm eleştirisi şeklinde de algılanabilir. Ve gerçekten Marx, kaide değer eleştiriler yapmış kapitalizmle ilgili. Yalnız bir yerde yanılmış; o da kapitalizmin yıkılacağı
Komünist ManifestoKarl Marx · Alter Yayıncılık · 201216,4bin okunma
Niyazi Genç isimli okura yanıt verildi
Ebru
Kapitalizm yıkılabilir mi acaba(?) Bence bu sistem sürekli evrilerek insanlara hükmedem bir sistem olarak kendini idame ettirmeye devam edecek. Sömürgeciliğin evrilmesi gibi..