Dost Kitabevi tarafından yayımlanan her biri belirli bir konu anlatan kültür kitap dizisi bulunmaktadır. Biyografiden kültür sanata, müzikten teknolojiye, tarihten psikoloji-felsefe sosyoloji vb. konular üzerine kitaplar çıkan ve gerçekten adının hakkını veren bir dizidir ve bunlardan bir tanesi de görmüş olduğunuz Erotizm’dir.
Aslında kitabın başından beri sorgulanan erotizm çerçevesinde “sen kimsin, insan varlığı?”dır. kitapta bahsi geçen Jarry, Fourier, Sade, Schiele, Duchamp ve nicelerinin kadını ve erkeği; onlardan kim bilir hangi vahyi söküp almak için soyan ve keşfeden herkesin, erotizmin bayrak yarışında, her biri kendi ritim, arabesk ve üslubu içinde bize aktardığı soru budur. Değişik ifade biçimleriyle –“Ben kimim?”, “Ne biliyorum?”, “Nereden geliyoruz?”, “Nereye gidiyoruz?”- bu sorgulama erotizmin kendi somut, grotesk ya da hayranlık verici figürlerini sabit ve evrensel bir tarzda üzerine yazdığı, dolayısıyla yaşamsal bir zorunluluğun ifadesi olarak kendini gösteren antropolojik ya da ontolojik zemini oluşturur.
Kitabın en başında öncelikle erotizmin ne olduğu üzerinde bir sorgulamaya gitmiştir yazar. Bu kısımda aslında günlük yaşantımızda kullandığımız kelimelerin yüzeyselliği ile karşılaşıp arzunun ve erotizmin aslında yaşamımızda ne kadar büyük bir yer kaplamış olduğuna ve arzusuz aslında yaşamın bir tadı olmadığını fark ediyorsunuz. Tarihten de kesitlik vererek insanın var olduğundan beri erotizmin şehirleşmeye kadar aslında insanın tüm yaşamına nasıl yayılmış olduğunu görüyorsunuz. Aynı zamanda bu bölümde insanların feşist oldukları beden, organ ve değişik materyallere olan ilgisine şahitlik edip libidoyu kuramının temeline koyan Freud’un cinselliğine giriş yapıyorsunuz. Sonrasında erotizmin insanlara nasıl sunduğu, empoze edildiği ve insanların bunu