Loc’hlaith

Loc’hlaith
Anadolu Üniversitesi Tarih
24 Aralık
445 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
1/10
·272 syf.·
2018 6. kitabı
Evet, eleştiri bombardımanına hazır olun, çünkü bu kitaba çok doluyum. Bir hata yapıp, ilk kitabı Sana Vuruldum olan bu serinin üç kitabını birlikte aldım. O gün başladı çilem ve elimde kitap ile birlikte duvara attığım kafanın, kendimi çay bardağında kaç kez boğmaya çalıştığımın haddi hesabı yok. Buradan sevgili yazara sesleniyorum! Yazar, böyle dengesiz karakteri, sen nasıl yarattın? Kafandaki üç milyon, milyar, milyon nöron nereye gitti sen bu karakteri yazdın? Jude, ilk kitabın sonunda kötü çocukluk yapmayı bıraktı, bizim kıza ikide bir şeyler oldu. Şimdi size vahim bir terk edilme döngüsünü açacağım ve spoiler olmaması için konuya değinmeyeceğim. Kız trip üstüne trip atan ergenlerden bile fena. Ara verelim diye çocuğu terk ediyor, sonra çocuk bunu aldattı sanıyor çocuğu terk ediyor. Çocuğun masum olduğunu öğreniyor, işte burada barışacaklar derken çocuğu yine terk ediyor. Sonunda barışıyorlar? Ama bu garip bir şekilde aynı gün çocuğu tekrar terk ediyor. Yani kitap boyunca kız terk ediyor, çocuk terk ediliyor. Kitabın adını Seni Kaybettim yerine SENİ TERK ETTİM ilan ediyor ve daha fazla yoruma gerek olmadığını düşünerek bu terk edişlere 5 üzerinden 0.7 verip bu alanı terk ediyorum.
Seni KaybettimNicole Williams · Aspendos Yayınları · 201578 okunma
Reklam
2/10
·368 syf.·
2018 5. kitabı
Seriyi okuyan herkes kitaplarla birlikte serinin daha güzel ve aksiyonlu bir hale geldiğini söylese de ben bunun tam tersini düşünüyorum. Katiller Çetesi’nin ilk kitabını mantığımı bir köşeye bırakıp da okuyunca sevmiştim, ancak Izabel ve Kötülük Tohumları için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Kötülük Tohumları; akıcı bir kitap mı? Evet. Tatmin edici mi? Hayır. Olayların tek bir mekanda ve kısa bir sürede geçiyor olması bana kitabı garip ve boş hissettirdi, ki ince sayılmayan bir kitap için bu pek de iyi bir şey değildi. Gerilimi yüksek gibi hissettirse de kitap bittikten sonra aslında çok durağan olduğunu fark ediyorsunuz, ki bu “Vay be! Ne kitap okudum!” dedirtmiyor ve benim için bu sözleri kullandırmayan kitaplar pek de ‘kesin okunmalı’ dediğim kitap kategorisine girmiyor. Hatta bitince “Ne oldu şimdi yahu? Bu muydu?” diyorsunuz ki bu da kaybolan dakikalarım diye ağıt yakmanıza sebep olabiliyor. Kitapta sevdiğim tek şey Nora. Uzun zamandır kitaplarda göremediğim ancak görmek istediğim bir karakterdi. Güçlü, manipülatif, kibirli... Bana geçmişini ve geçmişte yaşadıklarını merak ettirdi ama yetmedi. Bir karakter tüm o deli saçması detayları ve altı boş olayları doldurmaya yetmedi... Bunlar nasıl katil, nasıl çete? Bu kadar zaafla bezenmiş, manipülasyona son derece müsait bir grup nasıl KATİLLLET ÇETESİ olarak adlandırılabilir. Bence hepsi BECERİKSİZLER ÇETESİ zira Nora blöf yapa yapa hepsini oyuna getirdi ve bir kişi bunu fark etmedi... Seriye bu noktadan sonra devam eder miyim bilmiyorum, Izabel’in aşağılık kompleksi, Victor’un eski istikrarını kaybedip aşık adam moduna girmesi, beni ilk kitaptaki karakterleri kadar çekmiyor. Olay akışı Sarai’de de saçmaydı ancak karakterlerin az da olsa elle tutulur ağırlığı- amacı vardı. Bu noktadan sonra o da kalmadı. Olay olsun, kitap
Kötülük TohumlarıJ. A. Redmerski · Ephesus Yayınları · 20171,436 okunma
8/10
·368 syf.·
2018 4. kitabı
Kazananın Laneti, okuyucuları ikiye bölen; kiminin çok sevdiği, kiminin ise yetersiz bulduğu bir kitap olduğu için düşük bir beklentiyle başladım. Belki de bu yüzden bu kadar fazla sevdim. Kendi kulvarındaki distopyalarla kıyaslayacağım ve ona göre değerlendireceğim. Bana karakterler arası ilişkileri ile Romeo & Juliet, Efsane ve Bir İz Bırak’ı anımsatsa da duygu açısından onlardan daha iyi olduğunu düşündürdü. Mantığını oturtamadığım yerler olsa da karakterler kesinlikle söylediğim diğer iki seriye göre daha tutarlıydı. Kestrel’in zekasına gerçekten bayıldım. Hamleleri, planları gerçekten mantıklıydı. Arin karakteri yaşadığı psikolojik ve duygusal çekişmeler sebebiyle zaman zaman ani tepkiler verse de nedenini anlayabiliyoruz. Bir de sanırım imkansız gibi görünen aşklar beni fazlasıyla cezbettiği için, yengeç burcu olmanın verdiği duygusallıkla iki düşman ülkenin halkından, hatrı sayılır iki kişinin birbirine aşık olması olayı bana hiç klişe gelmedi. Hele ki kitabın içinde olayların tersine döndüğü bir nokta var, o noktadan sonrası beni hikayeye daha da fazla kilitledi. Karakterlerin o durumda ne yapacaklarını ve olayların nereye gittiğini görmek için can attım diyebilirim. Duygusal çatışmalarla dolu, orta düzeyde kanlı ve kısmen askeri, ağır olmayan bir distopya okumak isterseniz bu seriye başlayabilirsiniz
Kazananın LanetiMarie Rutkoski · Pegasus Yayınları · 2016534 okunma