montella dönemi taktiksel analiz bay vincenzo montella 2023'te görevi devraldıktan sonra milli takımı epey toparladı, euro 2024'te çeyrek final, 2026 dünya kupası'na da 24 yıl aradan sonra play-off'larla götürdü. ama taktiksel olarak baktığında hem artıları hem eksileri net ortada. temel sistem: genelde 4-2-3-1'le çıkıyor. çift pivot (hakan çalhanoğlu + ismail yüksek/orkun kökcü) orta sahada denge sağlıyor. kanatlar (barış alper, kerem aktürkoğlu) genişlik yaratıyor, arda güler ve kenan yıldız gibi yaratıcı oyuncular half-space'lerde özgür bırakılıyor. hücumda 3-2-5'e veya 3-1-4-2'ye dönüşebiliyor; fullback'ler (özellikle ferdi kadıoğlu) yüksek çıkıyor, build-up'ı 3+2 yapıya çeviriyorlar.0 güçlü yönler: • genç ve teknik kadroyu (arda, kenan, ferdi, orkun) iyi harmanladı. takım ruhu ve mentalitesi euro 2024'te belli oldu. • yüksek pres ve hızlı geçişlerde etkili olabiliyor. montella oyunculara tutkuyu aşılıyor, sahada duyguyu da oyuna katıyor. • esnek: rakibe göre 4-3-3 veya 4-1-3-2'ye dönebiliyor. savunmada kompakt durabiliyorlar.1 zayıf yönler (tenkit buradan geliyor): • bitiricilik ve hücumda üretkenlik sorunu kronik. 2026 grup maçlarında (avustralya ve paraguay) tonla şut çekip (65+ gibi rekor) gol atamamak tam bu yüzdendi. • büyük maçlarda mental dalgalanma ve taktiksel derinlik eksikliği eleştiriliyor. rakip blokları yarınca alternatif planlar sınırlı kalıyor. • savunmada bireysel hatalar ve geçişlerde açık verme devam ediyor. “süslü” eleştirilerinin arkasında da sahada savaşçı ruhtan ziyade bireysel yeteneklere fazla bel bağlamak var. • forvet sorunu yıllardır çözülemedi; montella da false 9 veya kanattan beslemeyle idare ediyor. kısaca montella dönemi yeniden doğuş sinyali verdi ama istikrar ve büyük turnuvalarda kalıcılık hâlâ sorun. yetenek
Film tavsiyeleri / 55655445555666778
`90'lar suç- gerilim` (`neo/noir`) `tarzı filmler` `aksiyon` / `neon ışıklar` /`yağmur`/`çöl atmosferi` `moteller` / `barlar`/ `para çantası` / `kader hissi ` `yanlış kimlik` / `kiralık katil` / `femme fatale` `casino`'`suç`/ `şiddet`/`köy` / `aşırılık`/`kan` `herkesin birbirini kandırması`/ `eğlenceli 90's` 1.` blood simple` / kansız `coen kardeşlerin` ilk filmi olan yapımda; bir bar sahibi, karısını ve sevgilisini öldürtmek ister ama plan herkesin birbirini yanlış anlamasıyla kana bulanır. texas sıcağı, neon ışıkları ve boş otoyollar arasında ilerleyen film; düşük bütçeli ama yoğun bir neo-noir kabusuna dönüşür. appraf.com/title/movie/kansiz 2. `one false move` los angeles'ta işlenen vahşi bir cinayetin izini süren suçlular, küçük bir güney kasabasına doğru kaçarken; yerel şerif kendini kaldıramayacağı kadar büyük bir olayın içinde bulur. `billy bob thornton`'ın senaryosu; taşra sıkışmışlığını ve yaklaşan felaketi ağır ağır hissettirir. appraf.com/title/movie/one... 3. `the last seduction` / son tahrik linda fiorentino'nun oynadığı femme fatale karakter; kocasını dolandırıp küçük bir kasabaya kaçar ve orada yeni bir adamı manipüle etmeye başlar. erotizm, ihanet ve kara mizah arasında ilerleyen film; `90'lar` neo-noir sinemasının en sert karakterlerinden birini yaratır. appraf.com/title/movie/-zgsd 4. `kill me again` insan iki kere ölür borç içindeki eski bir dedektif, mafyadan kaçan gizemli bir kadının ölümünü sahte göstermesi için tutulur. `val kilmer` ve joanne whalley'nin başrolde olduğu film; motel odaları, çöl yolları ve sürekli değişen kimlikler üzerinden klasik noir hissini modernleştirir. appraf.com/title/movie/-2r2t 5. `after dark, my sweet` karanlık basınca güzelim eski bir boksör, zihinsel sorunları
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Link paylaşımı
Link Paylaşımı academia.edu/resource/work/1... tek1bilinc.blogspot.com/2026/05/metapol... TÜRKÇE: BU MAKALE NEDEN OKUNMALIDIR? 1. Çağımızın En Büyük Krizi: Anlam ve Hakikat Krizine Doğrudan Müdahale İçinde bulunduğumuz çağ, bir bilgi bolluğu çağı olmasına rağmen, aynı zamanda bir anlam ve hakikat krizidir. Kapitalizm, emperyalizm, Siyonizm, dijital kölelik, yapay zeka manipülasyonları ve tahrif edilmiş inanç sistemleri, insanlığı "gerçeklik" sanrısı içinde boğmaktadır. Bu makale, bu çok katmanlı krizi kökünden deşifre eden tek eserdir. 2. Kuantum Fiziği ile Metafiziği, Bilim ile Kur'an'ı Aynı Potada Eritiyor Makale, modern kuantum fiziğinin (Planck ölçeği, Higgs alanı, dalga-parçacık ikiliği) ulaştığı en son sınırları aşarak, evrenin bir "sıkıştırılmış ışık simülasyonu" olduğunu nesnel bir dille kanıtlamaktadır. Bu kanıtlamayı yaparken, Kur'an-ı Kerim'in ayetlerini modern bilimin bulgularıyla harmanlayarak, batıl olan materyalist dogmaları temelinden sarsmaktadır. 3. "Gerçeklik, Hakikat ve Hak" Ayrımı ile Algınızı Yeniden Programlıyor İnsanlık, "gerçek" ile "hakikat" arasındaki farkı unuttuğu için sömürü sistemlerine teslim olmaktadır. Bu makale, bu üç kavramı (Gerçeklik, Hakikat, Hak) daha önce hiç yapılmamış bir netlikle ayırarak, okuyucusuna "Furkan" (hak ile batılı ayıran) gözlüğü takmaktadır. Bu gözlükle bakan bir şuur, artık kapitalist borca, Siyonist tanklara ve dijital algoritmalara asla eskisi gibi bakamayacaktır. 4. "Tersinirlik" İlkesi ile Katı Kader Algınızı Kırıyor Makalenin en devrimci ilkesi olan "Tersinirlik" (Reversibility), maddenin, kaderin ve travmaların katı birer yazgı olmadığını; anında eritilebilecek, geri bükülebilecek geçici frekanslar olduğunu ilan eder. Bu ilke, okuyucuya
Yeni Sykes-Picot veya Ortadoğu’yu Balkanlaştırmak!
Birinci Dünya Savaşı’nın kaotik günlerinde, 1916 yılında, İngiliz diplomat Mark Sykes ve Fransız mevkidaşı François Georges-Picot, masa başında oturup bugünkü Orta Doğu’nun haritasını tasarladılar. Avrupa güçleri bölgenin zengin petrol kaynaklarını, stratejik geçiş yollarını ele geçirmek için fırsat kolluyordu. Savaş devam ederken yerel Arap aşiretleri isyana teşvik ediliyor, krallık vaatleri havada uçuşuyordu. Ancak Sykes-Picot Anlaşması, bu vaatleri hiçe sayarak bölgeyi İngiliz ve Fransız nüfuz alanlarına böldü. Modern Ortadoğu’nun sınırları, dönemin süper güçleri olan Fransa ve İngiltere tarafından masa başında şekillendirildi. Günümüz Ortadoğu devletleri halkların durumu, doğal sınırlar, akrabalıklar, etnik ve mezhep gerçeklikler dikkate alınmaksızın, kolonyalist bir kafayla oluşturuldu. Bu anlaşma 100 yıldır süren çatışmaların, istikrarsızlığın tohumlarını ekti. Son 30 yıldır bölge yine üsttenci ve zorba tavırlarla İsrail’in güvenliği için yapılandırılıyor. BOP denilen projeyle ABD öncülüğünde, Ortadoğu balkanlaştırılıyor.  Sykes-Picot Anlaşması’ndan hemen sonra İngiltere 1917 Balfour Deklerasyonu’yla Filistin bölgesini Yahudi yerleşimine açtı. İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, Birinci Dünya Savaşı daha sona ermeden Filistin’de Yahudi ulusal yurdu kurulmasını desteklediğini ilan etti. Savaş sonrası manda rejimi altında Yahudi yerleşimleri çoğaldı. 1948’de İsrail’in kuruluşu, Batı’nın –özellikle İngiltere ve ABD’nin– desteğiyle gerçekleşti. Devletleşen ve batılı büyük güçlerin mutlak desteğini arkasına alan İsrail bölgede sürekli savaşlar, çatışmalar çıkarttı. Sistematik insan hakları ihlalleri ve işgallerle, yerel halkın mülklerine çökerek genişledi. ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ (BOP) adıyla son 30 yıldır devam devam eden süreçte ise, Arap-İsrail
Tarih-Araştırma
Fikir İzleri Edebiyat Dergisi 5. Sayı Çıktı!
📚 Fikir İzleri Edebiyat Dergisi 5. Sayı Çıktı! Şubat sayımızın teması “Değişim” ✨ Dönüşüm, yenilenme ve içsel yolculukları konu alan özel içerikler sizleri bekliyor. 🛒 Sadece Trendyol’da! 🔗 (trendyol.com/pd/fikir-izleri...) 📦 Stoklar sınırlı, tükenmeden sipariş verebilirsiniz. #Fikirİzleri #Değişim #ŞubatSayısı Fikir İzleri - Sayı 5 (Şubat 2026) @KaanTurhalka Kaan Turhal
Edebiyat