HÜZNÜN İLMİHALİ: ROMY SCHNEIDER Hayat, yoksul bir oda sanki... Ha sırça köşk, ha gecekondu... Tüm odalar yoksul. Mahrumiyet duygusuyla var edilmiş doyumsuz bir canavar: İçine mutluluk, olgunluk, kariyer; olmadı utanç, masumiyet, şehvet... nice eylemi, nice erdemi, nice sıfatı ve hatta başka başka hayatları tıksan dahi nafile: Kendini bulmakta, kendini görmekte, kendini sevmekte zorluk çekiyor. Ne tuhaf! İnsan da hayata benziyor: Arzularının sınırı yok! Kendini bilmiyor. Kendini aramıyor. Gün geliyor, kendini istemiyor... Kendi dışındakiler kadar, belki ondan da fazla, kendine karşı. Şurası muhakkak ki, her kişi biricik. Herkes ‘orijinal’... Lakin Romy Schneider bu. Tüm istisnalarına rağmen nasıl da taşıyor kimi genellemelerin ruhunu. Zira fena karalanmış bir yükseliş ve çöküş hikâyesi onunki. Bir horgörü ve hoşgörü kronolojisi... Gençlik Başında Duman 23 Eylül 1938'de, Viyana'da gelmiş dünyaya. Nüfusa Rosemarie Magdelana Albach olarak geçmiş adı. Annesi ünlü aktris Magda Schneider, babası jön Wolf Albach-Retty. O vakitler Avusturya, Almanya’nın bir parçası... Alman nüfus kâğıdı taşımasının hikmeti de bu. Doğumundan üç hafta sonra Viyana’yı terk etmek zorunda kalıyor. Yeni yuvası Schönau am Königsee’dir artık. Onlara kucak açanlar ise büyükannesi (Maria Schneider) ile büyükbabasıdır (Franz Xavier Schneider). Burada kardeşi Wolfdieter’le birlikte yaşar. Bereketli bir çocukluktur onunki... II. Dünya Savaşı’na rağmen huzur içinde geçer Bavyera günleri... Derken üzeri itinayla örtünen geçimsizlik başkaldırır. 1943’te çatlayan ilişki, 1945’te ayrılıkla sonuçlanır. Babanın evi terk edişi, milyonlarca domino taşını peş peşe düşürecek ilk hamledir adeta. İlk kırılma... İlk kaybediş... İlk idrak... Hayattaki kimi yükseltiler, kimi çukurlar ve hatta kimi girintiler,