Işık, güçtür. Büyük bir güç, bizim varlığımızın kaynağı; ama bizim gereksinimimiz dışında, kendinden var olan bir güç. Güneş ve yıldız ışıkları zamandır; zaman da ışıktır. Yaşam güneş ışığında, günlerde ve yıllardadır. Karanlık bir yerde, yaşam, ışığı adıyla seslenerek çağırabilir...
Ged, ne kaybetmişti ne de kazanmıştı, ama kendi ölümünün gölgesini, kendi ismiyle adlandırarak, kendisini bütünlemişti; tam bir insan olmuştu: Tüm kişiliğinin bilincinde olan, kendisinden başka hiçbir güç tarafından kullanılamayacak veya ele geçirilemeyecek, o yüzden de hayatını hayattan yana yaşayacak, hiçbir zaman yıkım, acı, nefret ve karanlığın hizmetine girmeyecek bir insan.
“Ged, şimdi beni iyi dinle. Tehlikenin gücü, gölgenin ışığı kuşattığı gibi kuşatacağını hiç düşünmedin mi? Sihir, zevk için veya övülmek için oynadığımız bir oyun değildir. Şunu düşün: Bizim sanatımızdaki her söz, her hareket ya hayır ya da şer için yapılır. Bir şey söylemeden veya bir şey yapmadan önce ödemen gereken bedeli bilmen gerekir.”
Ged, yılların sessizliğini bozarak, yüksek ve açık bir sesle gölgenin ismini söyledi; aynı anda, dudakları ve dili olmayan gölge de aynı sözü söyledi: “Ged”. Ve bu ikisi tek bir sesti.