Kitaplarıyla dünya çapında ismini duyurmuş Türk yazarlardan biri olan Elif Şafak’ın 2016 yılında yayımladığı Havva’nın Üç Kızı adlı romanıyla her ne kadar okurlarını fikir ayrılıklarına düşürse de iyi bir yapıt ortaya koyduğunu düşünüyorum. Şafak, yapılan röportajda “Âdem ile Havva’nın oğulları çok konuşuldu ama kızlarının yaşadıkları sorulmadı. Ben anlatılmayanı anlatmak, sorulmayanı sormak, tabuları açmak isterim” diyerek birbirinden oldukça farklı üç kadın karakteri merkezine alan ve Türkiye-Avrupa arasında gidip gelen bir hikâyeyi okurlarına sunuyor.
Genel olarak romanı, olay örgüsünü ve yazarın üslubunu beğendim, sürükleyiciydi dolayısıyla elimden bırakamadım 2 günde bitirdim.
Şafak, Havva’nın Üç Kızı romanıyla okurları Tanrı, kimlik, aidiyet, Doğu-batı tartışmaları, inanç, inançsızlık gibi günümüzün en çok tartışılan konuları üzerine düşünmeye teşvik ediyor. Roman büyük bir kitleye hitap edecek nitelikte yazılmış dolayısıyla her kesimden ve ideolojiden insanın kendinden bir parça bulabileceğini düşünüyorum. Ancak bu konuları derinlemesine işleyen bir okuma istiyorsanız bu kitabın size göre olacağını söyleyemeyeceğim.
Şafak’a konuları yüzeysel işlemesinden dolayı yöneltilen eleştiri yağmurunu ağır ve abartılı buluyorum. Yazarın bu romanı kaleme alırken yanıtlardan ziyade insanları sorulara yönlendirdiğini düşünüyorum. Okurların genel bir bakış açısı kazanması için çok uygun bir kitap. Romanda da öne çıkan konulardan biri olan sorgulamanın Şafak’ın bu romanı yazarkenki amaçlarından biri olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunları kafa kurcalayıcı sorular şeklinde yansıtarak okurlarını sorgulamaya ve düşünmeye teşvik ediyor.
Havva’nın Üç Kızı; Şirin, Mona ve Peri isminde üç farklı kadın karakterin hikâyeleri üzerinde şekilleniyor. Günahkâr,