Aksine olarak bunlar müthiş bir lüks, bolluk ve gösteriş içinde safa sürmekteydiler.
İstanbul'un birinci sınıf otellerinden hususi surette getirilmiş aşçılar, seçme garsonlar ve göze batan bir âlâyiş (gösteriş) içinde saray hayatı yaşayan bu salon zabitleri, cepheden gelmiş, mütevazi ve iddiasız bir harp zabitinin ordunun ve halkın hayati meseleleriyle yakından alakalı bir vazife başına getirilmesini hoş karşılamadıklarını gizleyemediler.