Baharın rüzgara verdiği hoşluktan mıdır nedir, o mevsimde gökyüzünün renklerinin güzelliği olsa olsa güneş çehreli, ışık saçlı bir dilberin mavi gözlerinde görülebilir.
Bu eserin yazıldığı dönem her gün yeni bir keşfin ortaya çıktığı ilimde, irfanda, fende ve teknolojide her yeni bir günde bambaşka yeni bir aygıtın tanıtıldığı yıllardır. Hüseyin Rahmi Gürpınar bu eserinde tam da işin özünde bu nokta üzerinden ilerlemek suretiyle toplumun ve devletin; eğitimde ve ilimde ne noktada olduğu ve bakış açısının insanlar nezdinde nasıl bir seviyede olduğunun anlatımını eleştirel bir düzeyde yapmaktadır. Haliyle bu dönemde astronomide de hızlı bir ivme yakalanmış çeşitli matematiksel hesaplar neticesinde Halley kuyruklu yıldızının dünyaya çarpacağı söylencesi hızla yayılmıştır. İstanbul’un sıradan bir mahallesinde gazeteci İrfan Galip çeşitli konferanslar ile halkı bilhassa kadınlar topluluğunu bu noktada bilinçlendirmek ister. Fakat bunu yaparken yazar yine o bilindik tarzı ile işi muzipliğe döker, yer yer alaycı dil kullanır. İrfan Galip karakterinin geçmişin intikamını devreye sokmasıyla birlikte olaylar bambaşka bir hal alır. Kitap genel anlamda toplumun cehaletini konu edinmek ile beraber uygarlık eleştirisi yapıyor. Toplum ve devletin ilim ve irfan noktasında atıl ve ilgisiz kalması ve yeterince bu hayati meselenin üzerine düşmemesine değiniyor. Bir diğer açıdan kadın karakterlerin çeşitliliği ve karşılıklı diyalogları absürt bir komedi şeklinde ilerliyor.
Ama en önemlisi hikâyedeki kadın karakterlerin son derece önemli hayat ve memat meselelerinde dahi olayları gerçek bağlamından uzak ve kopuk bir şekilde irdelemeleri aynı zamanda çıkarımlarında son derece alakasız ve çok basit kalmaları eserin ana hatlarını oluşturuyor. Toplumun bilinçlenmesine yönelik, cehalete karşı bir eğitim seferberliği bağlamında yazılmış toplum ve birey eksenli bir eser.
-Doğacak evladını hayatın nimetlerine erdirmek için zamanın gelişmelerine uygun mektep