O halde bu nimet, yani İslam ümmetinin ittifak içinde bulunması nimeti onlar için en büyük nimettir. Bu, büyük bir nimet olunca bu nimetin korunması için de iki şeyin yerine getirilmesi gerekir:
Birincisi: Müslümanların bu birliği korumak ve ihtilafa düşmemek için tam bir gayret içinde olmaları, din birliği içinde oldukları gibi söz birliği ve gaye birliği içinde de olmaları gerekir. Nitekim onlar -inançlarının bir gereği olarak- bu dine destek olmak için de hep birlikte çalışırlar.
İkincisi: Düşmanlığı, ihtilafı, çekişmeyi ve görüş ayrılıklarını körükleyecek şeylerden uzak durarak bu birliği gerçekleştirmeleri gerekir. Çünkü bü tür davranışlarda -yani düşmanlığı, çekişmeyi ve görüş ayrılıklarını körükleyen davranışlarda- bulunmanın İslam ümmetini parçalayacağında şüphe yoktur.
Dipnot: "Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişilerdiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz ateş çukurunun kenarındayken O sizi kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle açıkları ki doğru yolu bulasınız. Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.(Al-i İmran 103-105)