Bir izdivacın mukadderatı zevç ve zevce kuvvetlerinin seyrine tâbidir. Her izdivaç bir teraziye benzetilebilir: Kefelerinde kadın ve erkek otururlar; aradaki tevazün, iki taraf kuvvet ve sıkletinin müsavi olmasına bağlıdır; birisi ağırlaşırsa öteki taraf berhava olur. Aşkta da böyledir. Her iki taraf kendi kuvvet ve sıkletlerinin tezyidine çalıştıkları için bu zıt temayüllerden iki cins arasındaki maruf mücadele doğar. Bu mücadele aşkta en şiddetli olur, fasılasız devam eder, çünkü ihtirasın beklemeye tahammülü yoktur ve gayesine çabuk vasıl olmak istemesi tabiîdir; dostlukta ihtiras, vasatî temayüller derecesinde olduğu için gayeye vusûlde acelesi yoktur, teenni, betaet, müsamaha onun seciyeleridir, beklemesini bilir, hattâ zayıf zamanlarda karşı tarafa yardım eder.
Başlarının içinde yakın bir mazinin hatıraları olanlar için gözlerini kapamak, başka bir âlemin -derunî âlemin- havası içinde gözlerini açmak demektir; hatıraları bu kadar canlı olanlar için derunî âlem, hâricî dünyadan daha vâzıh ve parlaktır. Orada her şey keskin bir ışık altında görünür.