"Kimi anlarda Eski ve Yeni , haz ve elem , korku ve sevinç pek tuhaf şekilde birbirine karışmış olarak karşıma çıkıyordu. Bazen cennette hissediyorum kendimi , bazen cehennemde , çoğunlukla da aynı anda her ikisinde."
"Düşüne düşüne yürüyordum. Hayır, oda müziği de, bir dost da ille gerekli değildi, bir dost sıcaklığının gerçekleşmeyecek özlemiyle kendi kendimi kahredip durmam gülünçtü. Yalnızlık bağımsızlıktır, yalnızlığı arzulamış , uzun yıllar içinde onu ele geçirmiştim. Soğukta bu yalnızlık, orası öyle, ama sessizdi, yıldızların içinde dolanıp durduğu uzay gibi harikulade sesiz ve büyük."
"Öte yandan şunu da anlamıştım ki, karamsarlığının temelinde dünya değ, kendi kendini küçümsemesi yatmaktaydı; çünkü kurum ve kişiler üzerinde ne kadar acımasız ve kıyıcı konuşursa konuşsun , asla kendini dışarıda tutmuyor , eleştiri oklarını yönelttiği, aşağılayıp yadsıdığı ilk kimse her zaman kendisi oluyordu. "