Sinji'de düş kurmak diye şey yoktu. Bundan ötürüdür ki mutlu ya da kederli olsun, duyguların hayal gücü yardımıyla büyütülüp karışık bir hale sokulduğu şu melankolik anların sürüp gitmesi diye bir şeyden haberi yoktu.
Tokyo'da gördüğü filmler ve okuduğu kitaplar, artık gözlerinin içine bakıp, "Seni seviyorum," diyecek bir erkek bulma isteğini uyandırmıştı ruhunda, "Beni seviyorsun," diyen bir erkek değil. Ne var ki bunu asla yaşayamayacağına inanıyordu.