Halkımız yalnızca çocuksu değil, aynı zamanda erkenden olgunlaşıyor ve bu ikisinin birbirini takip etmesi diğer türlerden farklı seyrediyor. Gençlik dönemimiz yok, doğrudan yetişkin oluyoruz ve çok uzun süre yetişkin kalıyoruz. Sonuçta umut dolu güçlü halkımızın üzerine, yorgunluk ve umutsuzluk gölgesi çöküyor. Müzikdışılığımız da buradan geliyor. Müzik için fazla yaşlıyız, onun heyecanı, coşkusu bizim ağır doğamıza uymuyor. Yorgunca kovalıyoruz. Arada sırada çıkarıverdiğimiz bir cıyaklama bize yetiyor. İçimizde bir yerlerde müzik yeteneğinin var olup olmadığını kim bilir? Olsaydı bile halkımızın tabiatı gereği baskılanır ve gelişimi engellenirdi.
Aç kalabildiği son noktaya kadar gidecekti. Gitti de! İnsanlar onu es geçiyordu. Artık onu hiçbir şey kurtaramazdı. Açlık sanatını bir anlatmaya çalışın! Açlık, hayatında hiç hissetmemiş olana karşı kelimelere dökülemezdi.