Adalet, toplumsal hayat için olduğundan daha ziyade insanın şahsi hayatı için gereklidir. Çünkü kalpler adaletten haz duymak dışında adaletle hükmetmek, adaletle iş görmek, ada- leti uygulamakla da vazifelidirler. İnsaflı olmak, doğru olmak, doğru davranmak, zulmetmemek, eşit olmak, eşit tutmak, her şeye hakkını vermek, düzeltmek, mutedil olmak, her şeyi yerli yerinde yapmak, istikamet ve hakkaniyet gibi duyguların tamamı kalbin adaletli davranma refleksinin gereğidir. Kalbimiz ifrat ve tefrit arasında orta yolu takip etmek, hak yol üzere dosdoğru olmak, emirleri yapıp yasakları terk etmek, içi ve dışı eşit olmak, haklıya hakkını, haksıza cezasını vermek gibi hususlarda bizi yönlendirir. Bu da bize verilen ile bizim hak ettiğimiz arasındaki dengeden kaynaklanır. Sözde, yönetimde, şahitlikte, yargıda, barışın sağlanmasında, borçlanmalarda, senet tanziminde ve aile hayatında adil olunması bilhassa önemlidir. Bunlarda adalet olduğu sürece toplum hayatında ve varlık düzeninde âhenk ve estetik kendini gösterir. Adaletin olmadığı yerde ise eziyet ve zulüm hemen kapıdadır.