Edebiyat Memuru

Avrupa başkaldırıyı, eleştiriyi ve dönüşümü sağlayan eylemlerin kıtasıydı. Buna karşın, dünyanın Doğu yarısı eylemin gerçekleşemediği bir sükûnetin ve hareketsizliğin içindeydi.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Özür dilerim efendim, üstünüze ölüm konmuş."
Biraz uzun bir alıntı ama kesemedim.
Yani diyorum ki bayım, nasıl bir şeydir, neden yapılmıştır, bilmem ama bir şey var hissettiğimiz; boğazımızda bir acılık gibi hissettiğimiz bir şey var: yaşamak açlığı! Hiç gitmeyen, giderilemeyen bir açlık bu; çünkü yaşadığımız anlar boyunca yaşamımız yalnızca kendini doyurabiliyor, bize tadacak bir şey kalmıyor. Yaşamın tadı tuzu geçmiştedir; içimizde taşıdığımız geçmişte. Ya da şöyle diyeyim: bizden uzaktadır hep. Bu tada yalnızca ipince bir iplikle bağlıyız: anımsamayla. Evet, anımsama bağlıyor bizi; ama neye? Aptallıklara, sinir bozucu yanılgılara, kuruntulara, heveslere... Evet evet, aynen böyle! Şimdinin aptallıkları, sinirleri, yanılgıları, hatta şanssızlıkları... Bakın, size ne olacağını söyleyeyim: dört yıl geçecek aradan, ya da beş yıl, on yıl, her neyse. Ve bunlar kim bilir ne kadar güzel bir tat verecek size o zaman. Bunların üzerine dökülecek gözyaşları ne kadar lezzetli olacak! Yaşam... ah beyefendi, yaşamak diyorum size. İnsan yalnızca... ve yalnızca günlerinin sayılı olduğunu bilirse vazgeçebilir bu taddan.
O koku... Bilirsiniz canım, her evde olur öyle bir koku; benimkinde, sizinkinde... Gerçi insan kendi evinin kokusunu almaz, çünkü o koku zamanla o insanın yaşamının kokusu haline gelir...