Servet sahiplerinin bilgisiz, nüfuzu icra edenlerin yoksul, bilgili kimselerin de itibarsız oldukları bir toplumda insanlar ancak yekdiğerine zarar vererek ayakta kalmaya çabalıyacaklardır.
Büyük bir hızla yağma furyasının geçerli olduğu bu toplumda insanlar birbirlerini yemekle meşgul olurken hep birlikte başka güçlerin avı haline düştüklerini anlayamazlar. Türkiye'nin şimdiki hali budur.
Linç, kalabalığın azlığı çiğnemesidir - bazen tek bir kişiye. Korunmasız/çaresiz olana saldırmak, köşeye sıkıştırılana çullanmak, yerdekine tekme atmak... Bireysel sorumluluk almadan kalabalığa sığınıp anonim cürmün gölgesinde saklanarak yapılan en vicdansız, en şerefsiz iştir.
Sık sık kendi kendime yanıtı kolay olmayan sorular sorarım: Örneğin, bu ya da şu ülkenin uygarlık düzeyi hakkındaki düşüncemi kendi kendime sıkça sorduğum olur. Yarı şaka, yarı ciddi, yanıtım şu olur, bu konudaki yargım okulların (düşünce, inceleme ve öğrenim özgürlüğünün derecesine bakarak), hastanelerin ve ... söz konusu ülkedeki umumi helaların
niteliğine bağlıdır. Eğer bu temel kuruluşların niteliği iyiyse, ülke hakkındaki karar olumludur; yok eğer aksine, bu hizmetlerin niteliği yetersizse, ülke hakkındaki karar olumsuzdur