Bedirhan Paşa, Kürdistan’dan İstanbul’a on karısı ve kırk oğlu ile idareten getirildiği zaman, oğullarının en küçüğü ve belki de en yakışıklısı olan Ali Şamil Bey, o zaman on beş yaşında olan annemle evlenmişti.
On beş yıl önce karısı ölmüş. Bütün bir yıl karısının mezarını açıp, karısını görmek için mezarlıktan ayrılmak istememiş. Nihayet mezarı açmış, sevgilisinin yarı çürümüş cesedi aklını başına getirmiş, fakat yine de mezarlıktan uzaklaşmamış. İşte yarı unutulmuş ve çökmüş bir mezarlık içinde, onun karısının mezarı başında, her gece bir fener yanar ve daima üstünde çiçekler görürdüm.
Yoldaş adlı köpeğim, Çerkes Ethem’in çetesinin, galiba koyun çalıp getirmek için yetiştirilmiş köpeği idi. O günlerde İstiklâl Mücadelesi’nin hatırlı sîmâlarından olan Çerkes Ethem bu köpeği bana hediye etmişti. Birkaç gün içinde iki insan yoldaşın birbirine bağlanamayacağı bir şekilde, biz birbirimize bağlanmıştık.