Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu hikâyede Masonluk ile Şiilik arasında bulunduğu kabul edilen ilişkinin, XX. yüzyılda bir gerçek haline geleceğini de söylememiz gerekir (Bakınız: Yann Richart, L’Islam chi’ite, Fayard, 1991, s. 75).
İstanbul’un nüfusu, 1844’de, 331.647 kişiydi. Nerval daha sonra, Ubucini’ye dayanarak, 1850’de nüfusun 797.000 olduğunu söylemiştir. Demografi bilginlerine göre, bu sayıya ancak yüzyılın sonunda ulaşılacaktır (Bkz. Kemal H. Karpat, Osmanlı Nüfusu [1830-1914]
Lamartin'e göre, Ansariler “Dürziler gibi putatapar [...] ama daha da barbardır” onlardan. (Lamartine Voyage en Orient, c. I. s. 467). Ansarilerin (Nusayriler), Ali, Muhammet ve Salman’dan oluşmuş bir tanrısallığa inandıklarını belirtmek gerekir.