Erbakan Hoca için mesele kişiler değildi, mücadele alanı da sahadaki rakipler değildi... Mesele zihniyet ve düzen meselesiydi! Bir sistem teklifi taşıyordu: önce ahlak ve maneviyatı merkeze alan bir toplumsal ölçü; üretim ve kalkınmayı bağımsızlığın altyapısı sayan bir ekonomi yaklaşımı; paylaşımın hakkaniyetini siyasetle birlikte düşünen bir adalet düzeni... Bu yüzden tartışma, çoğu zaman “şu politika doğru mu?” düzeyinde kalmadı; “bu zihniyet meşru mu?” düzeyine çekildi. Medya, salt eleştiren değil, meşruiyet belirleyen bir baş aktör gibi davrananildi.