Bir liderle kurulan ilişkinin, onu anmakla ya da adını tekrar ekmekle sınırlı olduğu düşünülmemelidir. Asıl belirleyici olan, o liderin çizdiği hattın nasıl kavrandığı, hangi ilkelerle birlikte taşındığı ve bugüne nasıl tercüme edildiğidir. Bu yüzden burada söz konusu olan şey, basit anlamda bir okuma faaliyeti değildir. Mesele, bir liderin ortaya koyduğu yön duygusuyla yüzleşmek ve bu yönün bugünkü karşılığını ciddiyetle tartmaktır. Böyle bir yüzleşme insanı rahatlatmaz. Aksine, insanı buludunduğu yere dair sorularla baş başa bırakır...
Erbakan Hoca için mesele kişiler değildi, mücadele alanı da sahadaki rakipler değildi... Mesele zihniyet ve düzen meselesiydi! Bir sistem teklifi taşıyordu: önce ahlak ve maneviyatı merkeze alan bir toplumsal ölçü; üretim ve kalkınmayı bağımsızlığın altyapısı sayan bir ekonomi yaklaşımı; paylaşımın hakkaniyetini siyasetle birlikte düşünen bir adalet düzeni... Bu yüzden tartışma, çoğu zaman “şu politika doğru mu?” düzeyinde kalmadı; “bu zihniyet meşru mu?” düzeyine çekildi. Medya, salt eleştiren değil, meşruiyet belirleyen bir baş aktör gibi davrananildi.
İslâmi tebligatta muhatabımız istisnasız bütün insanlardır. Öyle ise görüşü ve görüntüsü ne olursa olsun, davamız herkese anlatılmalı, davet her kesime yapılmalıdır. Tebliğ ve davet bizden, hidayet Allah'tandır.
Sayfa 81 - Prof. Dr. Necmettin Erbakan·Kitabı okudu
Tesettür; Kur'an ve Sünnetin çerçevesinde önce varlığına iman edilen; sonra örtüyle somutlaştırılan, sonrasında da kalbi tutum ve davranışlarla (takva) ile bezenen bir pratizeyi ifade etmektedir.
Tesettürün varlığına dair yaşanmış hikayeler; siyasal/sosyolojik tartışmaların gölgesinden uzakta değerlendirilecektir. Zira İslam'ın hiçbir normu; sosyo/politik hiçbir konunun harcı olmayacak kadar kıymetli ve değerlidir.